Gözlerinle başladım
dünyanın etrafını çizmeye.
Bir ışık vardı
her köşesi suskun bir haritada
ve ben o ışığın kıyısında
kendimi arıyordum -
bir zamanlar insandım, şimdi iz.
Kalabalıklar geçip gidiyor içimden,
bir çöl gibi -
boş, suskun,
ama her ayak sesi bir yankı,
her yankı
kirli bir hatıra gibi
duvarlara çarpıyor.
Ben bazen bir kuyu
bazen kuyuya taş atan çocuğum.
Bakıyorum:
gökyüzü kırışmış
ellerimde.
İnsanlar geçiyor,
omuzlarında taş gibi
yorgunluklar…
Kimi sevdaya tutunmuş
kimi yalnızlığa.
Hepsi biraz eksik,
hepsi biraz ucube bir masalın içinde
kendine yer arıyor.
Zayıf omuzlarla
taşınmaz bu kadar kırgınlık.
Ama taşıyorlar işte -
bir umut taşı gibi
yaşamın çatlamış avuçlarında.
Yürüdüm.
Adımlarım benden habersizdi,
kararsız,
belki de kasıtlı -
bir karanlığa doğru sürüklerken beni
tek bir ışığı aradım:
kendimi.
Ama kendim
bir çığlık kadar uzakta
ve bir fısıltı kadar sessizdim.
Kimse duymadı.
Kimse “ben buradayım” demedi
benim yerime.
Gelecek mi?
Kimin umrunda.
Biz geçmişin enkazından
yeni bir umut kuranlardanız.
Sessizce.
Belki gülümseyerek.
Belki de
bir çığlığı içimize saklayarak.
Ve sonra,
bir yelken açıldı içimde -
bilinmeze değil
bildiğim her acıya karşı.
Rüzgâr,
senin sesine benziyordu.
Ve ben,
yine de
kendimi o rüzgâra bıraktım.
Çünkü bazen
tek umut
hiç konuşmayan bir sessizliğin
bizi anlayacak kadar susmasıdır.
Sabit Süreyya Sirer
Kayıt Tarihi : 17.9.2025 18:18:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!