Hiç bu kadar susmamıştım,
Heybemde bin yıllık kelimeler,
İçimde çağlardan kalma duygular
Yerini yadırgayan göçmenler gibiyim
kalbimde umut dolu bir sevgi
Söylenmemiş aşklar duruyordu.
Evet, sustum.
Kendi içimdeki ayazı dinlerken
Adını fısıldayan bir sevgi ısıttı içimi.
Hayatın geçit vermeyen yokuşunda durdum
Ve kalbimi sana doğru yasladım.
Uçurumun en keskin yamacında bıraktım
Eskimiş kavgalarımı,
Yorulmuş, incitilmiş sözlerimi.
Onlar düşsün diye değil,
Sevgiye daha hafif varabileyim diye.
Şimdi rüzgârı dinliyorum,
Her esintide adını taşıyan bir ses var.
Sessizliğimden doğacak olan fırtına
Yıkmak için değil,
Sevmeyi yeniden öğrenmek için.
Hangi dil anlatır bu yarayı?
Yüreğimde,
Sana açılmayı bekleyen bir sır gibi taşıdım onu.
Anlatamadım kendimi, yollar mühürlüydü,
Her cümle bir dağın ardında kaldı
Unuttum yüzlerin o soğuk maskesini,
Unuttum kalabalıkların ezberlenmiş gürültüsünü,
Hatta susmak utandı, bendeki bu dilsiz fırtınadan,
Gökyüzü kanayıp yağmur olurken toprağın bağrına.
Suskunluğum bir kaçış, bir bozgun değildi,
Tohumun toprak altında çatlamayı beklemesi gibiydi,
Yeni bir şafağın doğumuna,
Yaralı hayallerin yeniden ayağa kalkışına hazırlıktı.
Kayıt Tarihi : 26.12.2025 10:20:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!