Sessizce yok olmak
Bir gün geldin hayatıma,
Yorgun bir akşam ışığı gibi değdin kalbime.
Ben sığınacak bir omuz ararken,
Sen beni içimdeki karanlığa bırakan en sessiz gölge oldun.
Kanadı kırık bir kuş gibi uzandım avuçlarına,
Belki istersin, belki sahip çıkarsın diye…
Ama sen elimdeki sıcaklığı bile taşımaya üşenirken,
Ben seni bütün kışlarımın ortasında bir güneş sandım.
Sözlerin vardı—yumuşak, tatlı, inandırıcı…
“Gitmem” diyordun,
“Bırakmam” diyordun,
Ben ise kalbimi senin cümlelerine yaslayan bir çocuk gibi inanıyordum.
Oysa en önce sözlerin terk etti beni;
Sen biraz daha geç kaldın gitmeye.
İçimde derin bir boşluk büyüdü sonra,
Taş taş üstüne koyarak değil,
Sen her bakmadığında biraz daha çökerterek.
Ve ben o çöküşün altında
Bir geleceğin enkazını değil,
Sevilmemenin ağırlığını taşıdığımı anladım.
Kederi bir göl gibi biriktirdim içimde,
Kıyısına hiçbir hayal uğramadı,
Suyuna hiçbir umut düşmedi.
Yine de batmadım;
Çünkü insan bazen acıya değil,
Acıya rağmen ayakta kalmaya alışıyor.
Soracak olursan,
Seni nefretle değil,
Beni bensiz bıraktığın yerden bir adım bile geri atamayışınla hatırlıyorum.
Aşk için savaşmadığın her an,
Beni kendime biraz daha yaklaştırdı aslında.
Ve şimdi biliyorum:
İhanet bazen insanın arkasından bıçaklanması değil,
tam karşısında duranın gözlerine bakarak sessizce yok olmasıdır.
Ben tamdım,
Sen eksiktin,
Ve eksikliğini benden tamamlamaya çalışırken
İkimizden de bir şeyler çaldın.
Bugün artık senin bıraktığın yerden değil,
Kendi adımın izinden yürüyorum.
Kırgın değilim,
Sadece bittiğini kabul etmeyi öğrendim.
Çünkü bazı gidişler acıtır,
Bazı kalışlar boğar,
Ama insan en çok,
Sevdiği kişinin içinde hiç yerinin olmadığını anladığı gün olgunlaşır.
Kayıt Tarihi : 24.12.2025 01:04:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Hikaye belli sessizce yok oldum.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!