Gece, şehrin üzerine ağır bir kadife gibi inerken sokak lambaları yıldızlara özeniyordu.
Rüzgâr, duvar diplerinde unutulmuş hatıraları usulca ayağa kaldırıyor, her birine yeniden nefes veriyordu.
Bir adam, cebinde kırık bir pusula ve kalbinde yönünü şaşırmış bir umut taşıyordu.
Adımlarını taş kaldırımlara bırakırken geçmişi arkasından ince bir gölge gibi sürükleniyordu.
Gökyüzü, suskun bir deniz gibi dalgasızdı ama içinde fırtınalar saklıydı.
Bir pencereden sızan sarı ışık, ona hâlâ bir yerlerde sıcaklığın mümkün olduğunu fısıldadı.
Kalbi, eski bir saatin tik takları gibi yorulmadan aynı ismi tekrar ediyordu.
Dedi: düş içime sır olsun müsveddeler.
Uçsun bir dem! uçsun buzdan kalbimde.
Hangi yitik güzden kalmış bu yaprak
Bu bahnamede şal.. inmez üstümüzden
Devamını Oku
Uçsun bir dem! uçsun buzdan kalbimde.
Hangi yitik güzden kalmış bu yaprak
Bu bahnamede şal.. inmez üstümüzden




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta