I.
Yollar, insanlar ve dünyanın her bir varlığı;
masamdaki kalem, bardağım ve sen
sanki gözlerimle değil,
içimde açmaktan korktuğum sert kapılarımla
sohbete duruyorsunuz.
İçimdeki yaraların derinliğini kıramıyor zaman.
Aktıkça günlerin terazisi,
içimde biraz daha derinleşiyorsun.
Sağanak yağmurda ne kadar çaresizse bir ateş böceği,
o kadar işte.
Piyano tuşlarında parmaklarımı usulca gezdirir gibi
yaşıyorum hayatı ve seni.
Korkarak;
çıkan her bir ezginin beni
ölümün eşiğine getireceğinden korkarak.
Sana âşık değildim,
seninle gezdiğim yollara vurgundum.
Senin saçlarını değil,
çocukluğumda okşanmayan saçlarımı okşadım.
Hiç sevilmeyen yanaklarımdan öptüm.
Uyumanı bekledim,
sessiz kaldım muzipçe.
Bir çocuk oyunu gibi
köşeleri kapmaya çalıştım.
Tek başına çıktığım hangi yolda,
nasıl teselli olmalıydım?
Bilmeden, anlayamadan
gençliğim akıp gidiyordu kaldırımlarda.
⸻
II.
Vazgeçtiğim sen değilsin;
hayallerimde geride kaldı dedirten
bir ışık oyunu bu.
Denk gelişlerimiz zamansız mıydı,
yoksa mühim olmayan bir davayı
aşkla süslemem miydi?
Yanlışlarını yanlışlarıma bağlamak,
gittiğin yolları ezberlemek…
Bu yarış, bu ölüm oyunu
nefes nefese bıraktı beni.
Düşünmenin lüksünü,
kalabalık yalnızlığımı;
sabahsız akşamlarımı
ve bu kârsız sırdaşlığı
seninle bırakıyorum.
Zamansız her anı sana bırakıyorum.
Tutamadığın sözlerini sana bırakıyorum.
Üzerine hasret dökülmüş toprak
sende kalsın istiyorum.
Kanadımın kırıldığı dağ başı hüznü
sana kalsın.
Doğmayan günler sana kalsın.
Bir mektupla başlayan,
birkaç satırla biten aşk sana kalsın.
Derdime çare olmayacak teselliler
sende kalsın.
Kaç fasıl sürdü de
bir anda bitti?
Kaç şarkı seni andı?
Ne sözlerin tadı kaldı,
ne şiir…
Kayıt Tarihi : 30.12.2025 13:10:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
İnsan bazen bir vedayı değil, kendi tanıklığını inkâr eder; çünkü kalmak da gitmek kadar ağır bir sorumluluktur. Zaman, iyileştiren bir şey olmaktan çok, suç ortaklarını çoğaltır: her geçen gün, insanın kendine karşı işlediği yeni bir ihmaldir. Hatırlamak, masum bir geri çağırma değil, bitmeyen bir duruşmadır; kişi hem sanık hem hâkimdir ve hiçbir karar içini rahatlatmaz. Sevgi denen şey çoğu zaman bir bağ değil, kendini anlamlandırma girişimidir; bu yüzden vazgeçişler tamamlanmaz, sadece ertelenir. Bazı hesaplaşmalar sonuçlanmaz çünkü insan, cevaptan çok soruya sadık kalır; böylece hayat, kapanmayan bir parantez gibi, içerde hâlâ konuşan bir ses bırakır.




KUTLUYORUM .
TÜM YORUMLAR (1)