/’Her zorba yapayalnızdır.çünkü ona ihanet eden en yakın dostlarıdır.
her zorba, zorbalığın kısır döngüsünde kendi yarattığı zorbalığına
ve baskı tekniğine yenik düşmeye yargılı ve yazgılıdır! ../
(Zenon)
I
Hisleri sabıkalı ve yüreği burkulmuş bir orospudur hayat, ülkemin buruk bilançosunda/
hüznün, acının, açlığın, acımasızlığın hüküm sürdüğü, bu kente bir isim bulamadım
birine verdiğiniz sevgi size ansızın gözyaşı olarak geri döner.
beni yalnızlığa ihbar eden kadınlar, epilasyon yapar uzayan yalnızlıklarına
ve kasıklarına bir şehvet daha monte edip, sarılırlırlar porno-grafik hayallerine
kırık aynalarda, gecikmiş bir makyajla ikinci bir yüz tazelenir...
aşklar linç edilir, masumiyet yanar ve buz tutar heyecanlar! ..
hayatın taciz ettiği, burjuvalar ve uyuşturucu madde bağımlıları pahalı sürüklenişlerde! ..
saldırıda bulunulmadıkça kimse özgürlüğüne düşkün değildir.
yalnızlığa hüküm giymeden kimse süpürmez kalabalığını...
üstünde çok düşünülmüş, hunharca işlenmiş aşk cinayetlerinin,
hafifletici sebepleri simsiyah gözyaşlarıdır ve kim vurduya gitmiş sevinçleridir! ..
herkesin borcu vardır oysa yollara, yolculuklara
gecikmiş adımlarla ödeyemezsiniz-ödeyemezsiniz! ..
II
gitmeliyim! ..
yüzümde azarlanmış bir çocuk hüznüyle! ..
ve kanayan parmak izlerimi hayatın kirli teninde bırakarak...
gitmeliyim...
kınında paslanmış bir bıçak gibi...
bu şehrin arka sokaklarında sınır tanımaz delikanlılığım,
bıçakların saplarında adım kalacak
çağdaş çarmıhlarda tenim kalacak! ..
ne yerim, ne de yurdum kalacak! ..
gitmeliyim açtığın yaralardan geçerek,
bir kemanın tellerine kusarak sarhoş makamında ki kırgınlıklarımı
sevginin sınırlarına döşenmiş mayınlara basa basa...
ağırlaşan zamana kilitleyerek yalnızlığımı! .
bir akarsuyu anımsatan gözlerinde kalarak
gitmenin anayasasında, bozgunların yonttuğu şiirleri yarım bırakarak...
gitmeliyim! ..
çünkü, dokunmalarınız sızlatıyor yaralarımı...
gitmeliyim, hiçbir şeyin seni anımsatmadığı boşluklara bırakarak kendimi
acıların o kaygan zemininde koşarak, suretini yollara nakışlayarak
soluğumda çürümüş sevdalardan, kendimi toplayarak...
gitmeliyim...
sırtı hançerli sevdaları taşıyarak, memleketi sen olan gurbetime
umutsuzluğun ideolojisinden ve intiharların hızıyla
ihanetin kahredici sahiciliğinde ve ayazında yalnızlığın
çarmıhlara yaslayarak kendimi, onarılmaz acılar bırakarak...
sorgusuz yargılara, yargısız infazlara ve yasaklara küfrederek! ..
gitmeliyim! ..
saçı okşanmamış yetim bir çocuk yazgısıyla...
her takvimsiz ayrılıkta, iltica ettiğim, pusulasız uzaklıklara...
kendime rastlaşıp ve her aşkta kendime kavuşurken
arta kalanım size kalsın! ..
gideceğim, ardımda batık şehirler
ve bedeli peşin ödenmiş yenilgiler bırakarak...
ayaklarımda yorgunluğu, yarası taze bir aşkın-
ve ceplerimde, hayatın iç kanama şiirleri, sessizliğe dokunarak ve aksayarak! ..
anlamımı devralsın yollar, hep bilmediğim silik yüzünde zamana tanıklık ederek...
III
ve bir pranga hoyratlığıyla, yaşanırken sevgiler
kim bilir, bedenine kaç aşk daha gömülecek senin
ve kim bilir, kaç insan, kaç kez, bedeninde kaybolmuş aşklarını arayacak? ..
herkes kendi gözüyle ağlar, kendi sesiyle...
herkesin acı çeken bir rolü vardır ve hayata yenik bir yanı...
herkes çeker acısını, ıssız, boş ve sıradan sevgilerde
hiç şüphe yok ki, bir çocuğun ana rahmine düştüğü an da başlamıştır rastgele acısı
ben acının tarihi ve uzun yürüyüşlerinin, çıplak ayaklarıyım.
sesimin değdiği her yerden çığlıklar fışkıracak! ..
ve ben bir kere daha söyleyeceğim o türküyü,
bir kere daha...
bir kere daha...
ellerimi size bırakıyorum ve yazgısı ertelenmez sevdalarda suçlanışlarımı! ..
yaralı bilincimi ve iğdiş edilmiş, tamir edilemez duyarlıklarımı...
IV
/ve...
gitmeliyim! ..
’soğuğa direnen avuçlarıma hohlar gibi ciğerlerimin sıcağını...’/
(Birdal ERDOĞMUŞ/2OOO)
Birdal ErdoğmuşKayıt Tarihi : 22.2.2011 15:54:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!