Gül çocuk.
Gül ki filizlensin bin yıllık emeğin tohumu toprağımda,
kırılsın zincirleri Mezopotamyanın,
özgür aksın ırmaklarımız,
Gülüşünle gelir özgürlüğün hasat vakti,
Işıldayan gözlerindedir umudum, damlasını düşürme sakın!
Gün gelecek,
Baharımızı alamayacak bizden zaman,
Aç uyumayacak çocuklarımız.
Biz serpeceğiz toprağımıza özgürlük tohumlarını,
Belki adını bilmediğimiz, hiç görmediğimiz insanlar gülecek kavgamızla...
Gidiyordum,
Yalnız değildim bu defa,omuzumda gözyaşların...
Unutma beni demiştin,unutma sakın...
Unutmadım...
Çocukluk anılarımsın sen, anımsarım olurolmadık ve özlerim ama,
Tekrar yaşayamam hiçbirzaman...
Yalnız uyanacaksın yarın,
Eskiden benim dediklerin uzakta, yabancılaşacaksın onlara...
Hep bir çocuk bencilliğinde istemişsin hayattan mutluluğu,
Ulaşamayacaksın...
Fazla sürmez tasalanma, zor ama;
Sende alışacaksın...
Bir kapı çalsa diyorum,
Kırılsa bu sahra sessizliği odamın.
Ve birde yağmur, gidenlerin ardına...
Anason ve tütün kokar geceler,
Can havliyle sıyrılırsın, ardında kalır dünya,
En çokta yalnızlık yakışır,yaşamın bağrında yorgun düşmüş adama...
Gözyaşlarının kuruttuğunu sanma umutları...
Belki şimdi yagmur yagıyor ve üşüyorsun ama,
Gözlerini açtığın bi sabah güneş;
İmkansız sandığın özgürlükle ısıtacak ellerini...gülümse...
Yaşam,kendi tercihi olmasa da insanın,
Bir kırlangıç kadar keskin geçmeli hayat kasırgasından.
Kanatlarım kırılır diye korkmamalı...
Bilmeli;
Onurlu yaşam kapısını ancak cesaretin anahtarı açar...
Geleceğim,
Ufkun kor kızılınıda göğsümde taşıyarak...
Araratın eteklerinde eriyen ilk karın kudretli yok oluşu gibi,
Bende dudaklarının bozkırında kaybolacağım sonra demeden...
Ve şimdi doğan güneş, umudun habercisidir,
Bekle...
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!