Aşk aldı yürüdü
sandıklara kaldırdıklarıyla.
Kimini ağaç dallarına,
kimini duvar yanlarına
ve bir dudak izi avuçlarıma
bırakarak geçti kentin sokaklarına.
Çocuklaşma hakkı ver bu gün bana.
Olgunluklarımı kaldırayım,
ben olmamda yardımlarını esirgemeyen,
büyük adam kitapları arasına.
Tut elimden gezdir
Hatırladığım
maviydi üstünde ki
Ve gözlerin mavideydi
İnmişti sebepli belli ki
Saçların önündeydi
Küçük bir ümitle başlamıştı
kocaman maceramız
uzadıkça küçüldü resim gibi.
Oysa ne kadar güzeldiniz
büyüdükçe güzelleşen
gözlerin ve sen.
Kalanları toplamaya
bıraktın ya beni giderken
umudu koyduğun yeri bulamadım.
Gözlerinin içinde yoktu
gülüşlerinin altında da.
I.
Bir buğusu vardı ki bu gün toprağın
tam da gözlerini düşünüyorken ben
demek; yağmur yağmış gelirken
sahi senin gözlerinin buğusu neden?
II.
Ahlakı mı sorgularsın?
Ey bir yanıyla türkü söyleyen gece.
Yalnızlığı mı doldurursun?
Yıldızı kürek, karanlığı toprak yaparak kendine.
Kaç yıldız karanlıkla dolar ki yalnızlık?
Üzerime sinmişliğin var avuçlarımda,
parmaklarıma değişlerin hani kazara,
gözlerimde kalışların sonra.
Parmak izim, avuç içi çizgim.
Senin olduğun yerler sıcak
Uluorta bir yerde
kıyıdan epey uzakta
yakasından çiçeği düşmüş
gülüşüne ıslaklık bulaşmış
Umut hep vardır
Yokluğunun kıyısında durdu
bir süre şehir.
Taşıyla, toprağıyla
kuşuyla, ağacıyla
sevdiğinin göz yaşıyla.
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!