Kan akıyor Serez çarşısında.
Bu bir taşkın değil,
bu düzenli bir akış—
devletin tuttuğu damar.
Zaman mezarları yıkmıyor yalnız,
isyanın izini siliyor.
Toprak hafızayı kusmasın diye
kemikler bile sürgün.
Şeyhim asılı—
dört bir yanından kan değil,
ferman sızıyor.
İp boynunda değil artık,
tahtın parmaklarında.
Torlak Karaburun’da hâlâ direniyor,
yeniliyor—
çünkü bu çağda
yenilmek bile suç.
Börklüce intikamla değil,
eşitlik kelimesiyle dövüşüyor;
en tehlikeli silah o zaten.
Kan akıyor Serez çarşısında.
I. Mehmed tahtına kurulmuş,
seyirci kalmayı adalet sanıyor.
“Yâr’in yanağından gayrı…”
diye mırıldanıyor,
sonrasını cellâda devrediyor.
Eşitlik, sarayda
söylenip mezarda boğuluyor.
Kan akıyor Serez çarşısında.
Ölüm sessizlikle dolaşıyor Serez’de;
devlet gibi konuşuyor
devlet gibi susuyor.
Kanla besleniyor
ve kader diye kayda geçiyor.
Ve gün geliyor Sultan devriliyor
Ama ip değişmiyor
Kayıt Tarihi : 17.1.2026 02:22:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!