-sahneye dair
memleketlerden en az nemalınanı
kalpsiz aparthanların* yok sankisi
hiç sanki yaşanmamış
yahut kavranmamış diriliği
'ölürken uyananların işittikleri'
Biliyorum ki artık sızlanışlarla yetinilmeyecek
yetmeyecek bize
o kaçan gemilerin çığlıkları,
yetmeyecek tinlerimize uğrak olan baskınlar.
kırıldım,kırıldım hasta çocuklar gibi,
artık mecalim yok gözlerinden umut toplamaya
yürüyüşüm eskisi gibi değil
köpekleri çağırmıyor inlerinden
Kış uykusuna yatmış bir zafer taşıyorum
kış uykusuna yatmış ve mağlubiyetler ortağı
İnsanı tende kavledecek bir şey varsa eğer
ol gözlerin ardındaki imandır derdi Şaziyan
bunları bilirdim çünki kalbime söylerdi,
iki eli kavgaya karışsa da Şaziyan.
Bizim memlekette,
Zül ehdab-ı muhitiye, zül cenah-ı mücellid.
Siz ey haşlamlılar takımı,asalaklar silsilesi
kaşları gözlerine bir türlü uymayanlar
büzülüş cevrinde kaçışanlar
bildim diyerekten yerinde sayanlar.
Ey siz arkebüzlerini hayata doğrultanlar:
bilirsin kapıları vardı hep gecenin
ırzına geçilmişti bir köşede hecenin.
ne varsa aşka dair,
beni bul diye
beni bul!
ama bilirdin sen, dudakların ıslaktı senin
bacakarasına söz kondurdum bu mevsimin
çıplaktım, henüz çıkmıştım savaştan
bir ölünün tabutuna ağlanıyordu
-'yıllarca sustuğum bu yüzler,
yıllarca rüzgârla bir tuttuğum'-
oylumsuz atlar koşuyor
yarıp kırık saçlarını
rüzgarı koparıp omuzlarımdan
amansız atlar koşuyor
ki ben bilmem aydınsız kışları
Ayı ceplerimde taşıdım yıllarca
güneşi paraladım takvimlere inat
mermileri kucakladım ömrüm geçerken,
seyrelirken saçlarım
kanlı kirpiklerde boğuldum
Ömrüm benim,bir daha gelmeyenim,aklımdan çıkmayanım .
Ölüler beyaz gelinlikleriyle karşılıyorlar göğü,
yürüyorlar 'iyi ki'leri 'keşke'lere bırakarak.
Toprağın tahammülü yok yağmura,
Çocuklar büyümüş artık, çocuklar rahmete aç.
Ölüler öldüklerini biliyorlar,
diriler yaşadıklarından emin,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!