Ey mağrur yolcu... Dinle! Ses verir o kara toprak,
Düşünce taze bedene... Kurur daldaki her yaprak.
Sanma ki bâki kalır... Sana verilen şu mühlet,
Gözünü kör eylemiş... İçtiğin şerbet-i gaflet.
Gönül beytine doldurdun... Şehveti, şöhreti, pulu,
Unuttun seni yaratan... O Azîm ve Kâdir yolu.
Parayı kıble yaptın... Yüz sürdün o kirli arza,
Nefsin firavun oldu... Baş kaldırdın her bir farza.
O çok sevdiğin kadınlar... Makam, mevki ve o şan,
Kabirde yılan olur... Sarılır bedene her an.
Allah’tan fazla sevdin... Fanideki çürük teni,
İlah edindin hevanı... Yaktın ebedi bedeni.
Can gelip de boğaza... Dayanınca o son anda,
Ne malın fayda verir... Ne evlat kalır yanında.
Görürsün ki o servet... Bir ateşten gömlek imiş,
Uğruna yandığın nefis... Seni yiyen köpek imiş!
"Kaderim buymuş" deme... Cüzi iradenle saptın!
Rahman'ı bırakıp da... Şeytana kulluk yaptın.
Aşk-ı Mevla dururken... Meylettin çöplük ve kire,
Kendi elinle düştün... Dibi görünmez makbere.
Lakin ey bîçare kul... Kesme ümidi o Bâri’den,
Hâlâ inip kalkıyorken... O nefes denen "mâri"den.
Yık "benlik" putlarını... Gir tövbenin ırmağına,
Sığın o sonsuz rahmetin... Şefkat dolu kucağına.
Yak mâsivâ perdesini... Kül olsun cümle emeller,
Yalnız Hakk'a açılsın... Titreyen o mahcup eller.
Havf ile ürperen kalp... Recâ ile bulsun derman,
Rızasından gayrısına... Verme gönlünde hiç ferman.
Ya "Hû" de dön Rabbine... Vuslat demidir bu durak,
Yoksa Vallahi sonun... Hem cehennem, hem de firak!
Kayıt Tarihi : 6.1.2026 20:54:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!