Dedi: düş içime sır olsun müsveddeler.
Uçsun bir dem! uçsun buzdan kalbimde.
Hangi yitik güzden kalmış bu yaprak
Bu bahnamede şal.. inmez üstümüzden
mumdan süvariler! kanlı savaşımdan beri
Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan, bir günahı,
Seni beklediğim kadar.
Geçti istemem gelmeni,
Devamını Oku
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan, bir günahı,
Seni beklediğim kadar.
Geçti istemem gelmeni,




Sayın Arap Naci arkadaşımız, en mantıklı yorumu yapmış. Öncelikle şairi kutlarım, sonra da Arap Naci'yi; açıklamalı yorumundan dolayı.
Ben de sadece şunu söyleyebilirim şair, şiirindeki imgeleri eğreltileme yapmak suretiyle şiirinde kullanmış.
şiir tematiği,görsel efektleri,anlam ve ses zenginliği,yazınsal yapıdaki titizliği,dramatik nihayette bir tokat gibi patlayan etkin lirizmi bakımından unutamayacağım bir şiir bu.
dedi;ve O'nu konuşturmaya başlar,duyduğunu bize aktarmaya
düş içime! sır olsun,unutulsun taklitler,uçsun buza dönen kalbimden
şair müsveddeler seçimini neden yapmış olabilir.kalbin insan müsveddelerine kırıklığını anlatmak için olabilir mi
hangi yitik güzden kalmış bu yaprak
derken bizi de savuruyor bu cinsel içerikli yazının içine(bahname)örten şal ile yaprağı pekiştirerek durumun sürekliliğini acının devamlılığını ulaştırıyor bize.
kim bu acıyı veren bu taklitler kim!
işte cevabı
Mumdan süvariler!
eriyip biten bir kalabalık,geçip giden
toprağını kurutan bir iç acısı gülün.
pembeymiş dal alın yazısının gelip çattığı günler
Yazı'dan bahsediyor çünkü.erimiş gönlümüde akıl işin sonuna geldiğimizde derken bize birden fazla sayı bildiriyor çünkü onlar hepsi aynı durumdalar
ve sonra aklın her an serilen bir yatakta şelale gibi aktığını
bir aşka kavuşumayı bekleyen bir akıl oysa
ve anlıyoruz ki dile düşen tende çürütmüş kendini efsaneler.
ve muhteşem bir final onların kim olduğunu anlamamız için
Hangisokakbaşınavursak/hangiiçedüşsek
Daracıkşehrisaran/kırkmerdivendiktiler!
özellikle bitişik yazılmış acı'nın büyüklüğünü tariflemek için kocaman şehirdeki kocaman acının
uygarlığın sadece kadınlığı değil,uygarlığın uygarlığı nasıl acıyla bitirdiğinin öyküsü bu.
kırkmerdivendiktiler!
şiir kelime örgüsü olarak da çok sağlam bir şiir.
iç dış kafiye kurgusunun mükemmeliği yanısıra
düş
uç
kal
şal
örneğindeki gibi direkt kulağa vuran ses ritmi şiirin sonuna değin devam etmiş.
titiz kelime seçimleriyle divan şiiri çağrımları da yaratan bu titiz çalışmanın ' dilci'lere'takılmadığı taktirde Türk Şiir Antolojisi'ne de aday olduğunu söyleyebilirim.
Kıymetli şair;
size bir mısra ile teşekkür etmek isterim.
'Neler çeker bu gönül,söylesem şikayet olur'(Ş.Yahya)
Saygıyla
Bir şiir çağlayanı var şairede. Ancak bulmaca gibi mısralar. Sıcak, soru işareti hem serapa istifham.
Mehmet YUSUFLAR
:)))))))))))))))
Yok... Yok...
Buraya yazmayacağım... Buraya yazmayacağım... Buraya yazmayacağım...
Ama şunu söylemezsem çatlarım(!) :
Emrah,
O yazdığını sakın kaybetme.
Ayrıca çalınabilir de. (Google da aradım, henüz yok)
O ne midir?
İşte:
'Bu şiir çıplak...'
Hatta o mesajı bütünüyle bir şiir olarak yeniden işleyebilirsin.
Not: Bu sözlerimin yukarıdaki şiirle hiçbir ilgisi (kesinlikle) yoktur.
Mühür gibi önemli bir dergi güzel şiir seçmiş doğrusu. Ne de olsa başında, yayın yönetmeni olarak, şiire gerçekten büyük emek vermiş Mustafa Fırat var; Kültür ve Turizm bakanlığından ödüllü bir şair, sahici bir edebiyat öğretmeni yani…
Daha önce yorum yazmıştım ama bu kez kutluyorum Sevgili Keskin:))
Hangi dergide yayınlarsa yayınlansın benim bakış açımı değiştirmez, ama beğendim :).Yormayan dizelerde yer alan imgeler lezzetliydi.Tebrikler.
doruklarda büyür mü,büyümez mi çınar ağacı bilemem ama;Köroğlu Dağlarında büyüyüyeni görmüşlüğüm var...işte tam o doruktaki çınardan düşer gelir,uçar gelir sarı bir yaprak ovaya...kapatır bereketin ve suyun üstünü...tütüne tütüne şiir olur,şair olur sonra ve der ki;
'işte sana kırk merdiven
ister çık
ister in,
ister debelen!.'
:))))
candan kutlarım hemşehrimi...selam,saygı,sevgiyle...
kutlarım günün şiirini.sevginin oluşturduğu bir çağrışım.
İçerik ve anlam olarak gerçekten müthiş güzellikte bir şiir. Tabi önce anlayabilmek için, 'bahname 've 'encam' kelimelerinin anlamını araştırmak zorunda kaldım. Şiiri anlayabilmek ve anlam katabilmek için uğraştım. Sonunda çözebildim. Daha anlaşılır olabilirdi tabi ki. Belki de şiirin güzelliği budur. Ama her şey bir yana;
'Hangi yitik güzden kalmış bu yaprak
Bu bahnamede şal.. inmez üstümüzden ' dizeleri içinde bulunduğumuz çirkinliğin güzel bir ifadesi doğrusu. Hayatımızda neyi odak noktasına koyduğumuzu doğru bir şekilde anlatıyor bu satırlar.
Ya;
'Hangisokakbaşınavursak/hangiiçedüşsek
Daracıkşehrisaran/kırkmerdivendiktiler!'
dizeleri, insanların yaşamı nasıl zorlu hale getirdiklerinin bir göstergesidir bence.
Tebrikler Ayşe KESKİN...Şiirinizin içerdiği anlama tam puan. Bu sözler asla riyakarlık değildir. Olumsuz eleştiriler tabi ki yapılabilir ama olumlu yazanların da riyakarlıkla suçlanması bence hoş kaçmaz.
Vuslatı yokmuş aşkın… bekler vuslatı dilim!
Dile düşen tende çürütmüş rengini efsaneler.
Hangisokakbaşınavursak/hangiiçedüşsek
Daracıkşehrisaran/kırkmerdivendiktiler!
**Vuslatı yokmuş aşkın…
Ve.. yütük düşlerin
TEBRİKLER...
Bu şiir ile ilgili 52 tane yorum bulunmakta