Sensizliğin Bedeli Acıdır!
Işıklar da huzur bul benim Gül Yanaklı Prensesim!
Elimde bir tek sen vardın! Yine bir sen kaldın ruhunla bedenimle bütünleşen! Hiç mal edinmedim, toprak satın almadım. Çünkü mülkiyet edinmeyi sevmiyordum ve sevmiyorum! İçimde sana beslediğim akıp giden düşüncelerin dışında her şeye çorağım. Yüreğimde sana olan saygım, sevgim ve özlemin dışında hiç bir şeyim yok ve de kalmadı! Herkesin bildiği ve yaşadığı gibi, küçük sevinçler, bir dere kenarında bisikletten inerek seninle içtiğimiz birer bardak çay, ya da beraber getirdiğimiz navelenin dışında!
Sensiz geçirdiğim bir gün bile bin yıla bedeldir! Yüreğim acıyor, yok oluşun soğukluğunda … Boşluktayım! Bilmediğim ve görmediğim Gezegenlere gidiyorum seni arayıp bulmak için! Büyüyen ve yeri doldurulmayan bir özlem var içimde! Seni aramanın çaresizliğini ince bir hastalık gibi hücrelerimde taşıyorum! Şairin dediği gibi: Nefesim göğüs kafesime sığmıyor, göğsüm bana dar geliyor, yüreğim patlayan bombalardan nasibini alarak pare pare parçalanıyor!
Sana devr-i daim oldu demeye bile dilim varmıyor! Çünkü sen, seni tanıyan herkes tarafından sevigiyi, sayıgıyı, hoşgörüyü, yardımseverliği, titizliği, temizliği, vefayı ve dost sıcaklığını son nefesine kadar, hiç, ama hiç yüreğinden ve fiziğinden uzaklaştırmayan; ‘aman diyeninin’, amanını kesmeyen çok ender bir insandın! Bütün bunların da üstünde olan yüce bir kişiliğin daha vardı ve her şeye karşı çok duyarlı, hassas, haksızlığı kabullenmeyen, sistemin çarpık olduğunu, sömürüyü ve iş yerlerinde insanlara yapılan haksızlıkları, kendin de çok sık olarak haksızlığa uğramana rağmenm kabullenmeyen sağlam bir karektere sahiptin. Doğa ve bisiklet tutkunluğumuz aynı olmasına rağmen, sen bisiklet turlarımızda benden daha hızlıydın!
Bu yüzden benim gücüm, seni betimlemeye yetmiyor ve de yetemez! Sensizlik bir çığlıktır yüreğimde taşıdığım! Sensizliğin acısını, seni tanımayan birisi asla bilmez, tahmin edemez ve bu konuda da yorum yapamaz! Hayatıma girdiğin andan itibaren yüreğime dert ortağı olman ise benim SANA kadar bulamadığım tek duygu birikimiydi! Bu duyguyu sen de buldum, sen de gördüm ve seninle de yaşadım! Yani bir yürek insanıydın! Kuştan böceğe, çiçekten arıya giden bir sevgi yapmıştın doğayla kendi aranda! Yüreğim buruk, içimde yine derin bir hüzün var! Damla damla kanıyor, hücre hücre acıyor benliğim! Bu acıyı dindirecek hiç bir ilaç yoktur! Uğradığım bütün hekimler ise, bana sadece şu tavsiyede bulunuyorlar; ona kavuşmak için ölümü beklemen gerek! Evet, ben de şimdi sana gelmek için ölümü bekliyorum! Adı herkesin söylediği gibi; adı kalleş olan ölümü! Ben, bu ölümü her gün yaşıyorum. Ruhumu saran ve ona işkence yapan bir baskı var üzerimde ve sinirlerimi sürekli gerilim altında tutan ve onun kendi kendini yönlendirmesine engel olan bu ağır travma!
Bu yüzden sresteyim, bu sebeple çaresiz duygular içinde çalkalanan bir ruha sahibim, isteksizim; beni hiç bir şey etkilemiyor, gittikçe ilgi alanım daralıyor, duyarsızlaşıyorum, hiç bir şeyden zevk almıyorum. Hatta senden sonra en sevdiğim ‚RAKIMI‘ bile bıraktım, yeni işimi hiç ama hiç sevmiyorum ve yaptığım işten nefret ediyorum! Uykusuzum, zaten onbeşinci yaşımdan bu yana bana refekat eden uykusuzluk şimdiler de tavan yaparak yıkılmış dünyamı yeniden başıma yıkmaya devam ediyor! Kabuslar görmüyorum, çünkü kendim kabusum. Yaşadığın ve yaşadığımız o acı süreci sık sık hatırlıyorum ve ağlıyorum! Düzenli yaptığım tek şey ağlamak! Çabuk irkiliyorum, çabuk sinirleniyorum, geleceğe dair beraber yaptığımız planları uygulamaya koyacak ne fiziki, ne de ruhsal gücüm kalmamış. Kendimi tükenmiş ve bitmiş hissediyorum! Bir hurda yığını gibiyim! Artık son kullanma tarihimi de bitirdiğime inanıyorum!
Yabancılaşıyorum! Yabancılaşıyorum; hem kendime hem de sosyal çevreme olan ilgim çok sınırlı sayıya indi ve içsel huzursuzluğum artığı için içimde ki boşluğu kitaplar bile dolduramıyor artık!
Travma psikologlarının ve doktorların yaptığı gözlemlerde ve tuttukları istatistiklerde de görüldüğü gibi ölüm sonrası süreç öyle herkesin diline pelsenek olmuş; „her acının ilacı zamandır“ sözü öyle herkes için geçerli olmuyor maalesef! Bazen yıllarca sürdüğü gibi, bazı hallerde de bir ömürü işgal ederek kendini gösteriyor!
O halde zaman travmanın etkilerini azaltıyor demek, kendi bilinçsizliğimize katkı sunmaktan başka bir işe yaramıyor! Hiç bir şeye sahip değilim ve yine üzerine basa basa tekrar ediyorum; fazla bir şeye de sahip olmak istemiyorum! Bir şiirim kalsın sana, birde yüreğim. Çünkü ben her ayın ONYEDİSİ’nde yeniden ölürüm!
Şimdi sen
Soğumuyor sobada ki küller gibi acılarım!
Çünkü ben etten ve kemikten yaratılmış bir insanım!
Tutulmuşum yeminli yaslarla yarınlara …
Sadece bakan biliyor halimi göz yaşlarıma!
Dokundukça o asil ruhun, ruhuma
Mecburum nefesini alıp seni solumaya
Yenildiğim yanlızlığımın acı mahsumluğuna
Hayat kilit vudu açılmasın diye,
bir daha kapıma!
Bir kalbim kaldı sana sadık
şu fani dünya da!
Bir de defterlerime yazdım bütün şiirlerim
Senin adına!!!!!
16/17.02.2020
Hüseyin Arslan 3Kayıt Tarihi : 20.4.2020 21:21:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!