Ey Nihal’im, ey gonca gülüm, ey cânımın cânânı,
Senin için yandım bu cihanda, âh u seyrânı.
Aşkınla doldum, aşkınla doldu bu ten kâsesi,
Mistik bir şarap ki içenler bulur hazz-ı ruhânî.
Günah dediler, cehennem dediler, zincir vurdular;
Bilmezler ki senin aşkınla yanmak en büyük ibâdet.
Dünyalar döner kalbimin mihrâbında secde eder,
Her nefesimde sen varsın, ey ilahî nihânet.
Sır perdesi kalktı gözümde, sen oldun müşâhede;
Ten ile cân arasında bir derunî âhenk.
Dokunuşlarımızda metafizik bir semâ,
İki bedende tek ruhun kutsal dansı, erotik bir tedâî.
Zarafet ki her hâlinde billurlaşan bir neşe,
Tutku ki yanaklarımdan süzülen ter gibi nâzenin.
Bu aşk büyük değil, “ulvî”dir, Nihal’im,
Çünkü seninle yanmak, cennetin tâ kendisidir zâten.
Cehennem olsa da narın, senin kokun var içinde;
Yanmaya hazırım, yeter ki sen ol ateşin közünde.
Hangimizin aşkı büyük sormuşsun eyvâh!
Senin aşkın bir “ebedî hiç” ki ben kendimi buldum onda.
Kayıt Tarihi : 10.1.2026 12:14:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!