Bakma öyle,
Gözlerimde birikmiş faili meçhul vedalar yok benim.
Cebimde kırık dökük bir sevda,
Dilimde paslı bir türküyle geldim kapına.
Öyle protokol kurallarıyla,
Kitap cümleleriyle değil;
Kavga eder gibi, barışır gibi,
Hücremde gün sayar gibi sevdim seni.
Yani demem o ki gülüm;
Ben seni, yine seninle sevdim...
Seni bir kentin en dar sokağında,
Kimsenin görmediği bir hazineyi saklar gibi sevdim.
Öyle ulu orta değil,
İçimde bir volkanı zapt eder gibi...
Gülüşünde saklıydı yaşama sevincim,
Gözlerinde sığınılacak bir liman vardı.
Ben o limana sığındım,
Ben o gülüşe mülteci oldum.
Kimse bilmedi, kimse duymadı;
Seni, senin sessizliğinle sevdim.
Bazen bir çay ocağının buğusunda kaldık,
Bazen bir terminal ayrılığının soğuğunda.
Üstüm başım hasret kokarken,
Senin kokunla avundum.
Seni sevmek;
Gecenin sabaha kavuşması kadar zorunluluktu,
Seni sevmek;
Kelepçenin bileğe geçmesi kadar gerçektir.
Ben seni, senin bana bakmayan o mağrur duruşunla sevdim.
Hadi kapat perdeleri,
Dışarıda sahte ışıklar, sahte kahkahalar var.
Biz bize kalalım, biz bize yanalım.
Seni severken kendimi unuttum ben,
Seni severken dünyayı karşıma aldım.
Bir mermi namluda ne kadar sabırsızsa,
Ben sana o kadar doluyum.
Bir şairin son mısrasındaki o çaresizlik neyse,
Ben sende o kadar uçurumdayım.
Şimdi ister git, ister kal...
İster yak bu şiiri, ister ezberle.
Ben payıma düşeni aldım bu yangından.
Yüreğimde bir mühür gibi taşıyorum ismini.
Kim ne derse desin,
Kim hangi hükmü verirse versin;
Ben bu ömrü seninle tükettim,
Ben bu kalbi sende rehin bıraktım.
Seni, senle...
Seni, sende kalarak sevdim!
Kayıt Tarihi : 22.1.2026 03:30:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!