Bilene sorma sevgiyi, Nihal,
Bir sır ki dilde değil, halde gizli.
Senin bakışında bir alem sezerim,
İki âlem arasında incecik bir izli.
Nereden bileceksin derim, bilsen de bir,
Yanmak lazım, kül olmak lazım önce.
Ben sevdim de ateşe döndü tenim,
Her kıvılcımında sen vardın, ey günce.
Anlar mısın, derim, benim gibi?
Gülün dikenine can verip,
Suyun toprağa can olup aktığı gibi?
Seni sevmek, Nihal, bir tecelli,
Bir yanış ki hem zehir, hem şifa,
Hem hicran, hem vuslat, hem de hiçlik…
Sever misin, derim, benim gibi?
Yani sadece sevmekle kalmayıp,
Sevgide yok olup, sevgide var olmak?
Seni her bahçede açar görmek,
Her rüzgârda senin kokunla dolmak,
Her geceyi senin gözlerinin şafak bilmek…
Ama nereden bileceksin ki sen?
Sen ki ilahî bir sırrın cismani hâlisin.
Ben sevgiyi sensiz bilmezdim zaten,
Sen varsın, sevgi var; sensiz, bir hicran sisin.
Belki benim kadar sevseydin, ey Nihal,
Anlardın ki sevmek, Hakk’a varmakmış.
Ten tende değil, can canda erir,
Ve aşk, ölmeden önce ölümden dirilmekmiş…
Anlardın ki senin her tel saçın bir âyettir,
Her nefesin bir ney’in gizemli sadâsı.
Dokunuşun, bir remizdir kâinatın sırrına,
Ve sevişmek, iki ruhun aynı semâya katılması…
İşte sevgi budur, Nihal: Sen.
Seninle başlayan, sende biten, seninle var olan.
Bir ömür yetmez ki bu sırrı anlamaya,
Ama bir an yeter, seni görüp, divâne olmaya…
Dünya Yükünün Hamalı
Kayıt Tarihi : 18.1.2026 20:26:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!