Ben; sözlerin fazlalık olduğu yerlerde, söylenmeden yaşanan anlarda seni düşünürken üşüdüm. Ben; üşürken terlemenin ne demek olduğunu seni düşünürken öğrendim. Ben; öğrenirken pekiştirdim, pekiştirdikçe öğrendim.
Zaman sıkıntım olmadı benim… Zamansız sevdim ben seni, zamansız kurdum kaç kez hayalini. Saat tik-tak diye ilerlemezdi seni düşündüğümde, gözlerimi hiç açmazdım. Dedim ya! Zaman sıkıntım olmazdı benim seni düşündüğümde. Çünkü zaman dururdu o dünyada, zaman dururdu ben hayal kurduğumda…
Bana göre bir çöldü aşk, upuzun bir çöl…
Göz alabildiğince uzanan sarı bir cennet gibi adeta… Yürümekle tükenmeyen bir sonsuz yolculuktu aşk. Kum fırtınalarına rağmen duramamak, vazgeçememekti. Aşk güneşi yudum yudum içmekti bir çöl sıcağında. Sonsuzluğu içmiş bir çöldü.
Sana göre ise aşk, bir güldü…
O sapsarı cennetin ortasında hayatın bir başınalığıydı beklide. İmkânsızlıktı bir bakıma. Hani kıpkırmızı bir güldü ya aşk… Rastgele tutarsan dikenleri batarmış ya hani…
Çöl ve gül arasındaki ince çizgiyi kişi ancak yüreğiyle görebilir işte. Çöl insanın bir başınalığıydı, kente isyandı… Gül ise tutmasını bilirsen sana tapacaktı…
O masal dağında ünleyen gazal
Güz ve hasret yüklü akşam bulutu
Güz ve güneş yüklü saman kağnısı
Babamdan duyduğum o mahzun gazel
Ahengiyle dalgalandığım harman
Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta