Seni düşünmek;
Bin tanrılı bir kentin tam ortasında,
Tek bir Tanrıya inanmak gibi...
Sesindeki sıcaklığa bıraktım ömrümü,
Hattuşa surlarında rüzgar uğuldarken,
Ve süzülürken bozkırın bağrında Kızılırmak;
Sadece hayat kadar berrak...
O nehir şahittir;
Güneş kursunun altında terleyen alnıma,
Ve senin adını mühür gibi
Kalbime kazıyan parmaklarıma.
Aşkımız, Yazılıkaya’daki sert taşlara değil,
O taşların çatlağında biten narin çiçeğe benzer.
Savaşlar geçti üzerimizden, krallar değişti,
Kadeş’te büyük yeminler edildi de;
Sana olan o derin sessizliğim kadar,
Sarsmadı dünyayı hiçbir antlaşma.
Gözlerinde o eski akşamların hüznü;
Toprak kokan, bereket bekleyen,
Yorgun ama mağrur...
Eğer bir gün toprak olursak taşlar arasında,
Ruhumuz Aslanlı Kapı’da bir fısıltı kalsın:
"Sevdim," desin rüzgar,
"Zaman daha icat edilmemişken bile sevdim."
Kayıt Tarihi : 19.1.2026 23:26:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!