Dopdolu ve sıcacık o odada benden başkası yoktu. Bir süre bekledim lakin gelmesini. Zaman sanki geçmek bilmiyordu onun olmadığı her an. Ağaçlar yaprağını dökmüyor, evin önünden her gün geçen gazeteci sesini bir kere bile çıkarmıyor, kuşlar ara veriyordu ötmeye. Hepsi tek bir şeyi bekliyordu. Tüm evren aynı amaç için bir araya gelmiş ve heyecanlanıyordu. En nihayetinde sen de gelmiştin artık sevgilim. Yüzünde belli belirsiz bir ifade, tarifsiz bir soğukluk, ne yapacağından habersiz... Tatsız, yalandan bir gülümseme getirmiştin beraberinde. Nasıl olduğumu sordun. Neden bilmiyorum ama sanki zorla soruyordun bunları bana. İçinden gelmediğini daha ne kadar belli edebilirdin, yüzüme böylesine vurabilirdin? Gelmiştin ama sanki hiç burada değilsin gibiydi. Vücudun burada, karşımda capcanlı duruyor; ama içinde suskunların en beteri... İçten içe biliyordum aslında bunun sebebini ama kendime itiraf edemiyordum. Kabullenemiyordum da denilebilir. Belki de gerçek gelmiyordu. O ihtimalin olmasına hiç olanak vermemiştim ki. Verememiştim. Öylesine bir huzur, sıcaklık, hoşnutluk veriyordun ki gönlüme; ne aklımı senden alabiliyordum, ne de kalbimi. Nefes aldığım her saniye sanki seninle olabilmek için geçiyordu göğsümden. Kalbime ulaşınca anlıyordum tüm benliğimin sana ait olduğunu. Her şeyin bir anlamı olması gerekiyorsa, tüm her şey bir düzen içinde ve gerektiği şekilde oluyorsa eğer o zaman tüm anlamlar sana çıkmalıydı. Başka bir ihtimal olamazdı. Hepsinin yolu senin olduğun yerde kesişmeliydi. Herkes seni benim gözümden görebilmeliydi. Ama onlar anlayamaz ki seni, göremezler, bilemezler. O içimdeki çocuğa nasıl dokunduğunu, gözlerinle nasıl delip geçtiğini anlayamazlar sevgilim. Kendimi, karşında nasıl savunmasız bulduğumu ve hiçbir şekilde engel olmadığımı ne sen ne de herhangi kimse bilemez. Ve sen şimdi karşımda böylesine dururken, aklımdan geçen onca şeyi nasıl susturabilirim? Kaçınılmazdan kaçamayız biliyorum. Er ya da geç gelecekti bu an. Seni kaybedeceğimi bilsem bu yolun sonunda, inan olabilecek diğer tüm ihtimalleri denerdim. Herhangi bir sebep, evrende var olan hiçbir şey döndüremezdi beni. Yıldıramazlardı bu yolda eminim bunu biliyorum. Tek bir şey durdurabilirdi. Senden başkası olamazdı bu. Kıyamadığım, sadece hayatın değil ölümün de tek anlamı olabileceğine inandığım, güvendiğim, her şeyimi uğruna feda ettiğim senden başkası durduramazdı. Daha konuşmadın, tek bir kelime dâhi etmedin. Ama biliyorum söylemene gerek yok. Bazen konuşmaya gerek kalmıyor gerçeklerin yüzüne vurması için. Tek bir bakışından anlayabiliyorum olacakları. Durdurmak için çabalamıyorum, yalvarmıyorum, ikna etmeye çalışmıyorum. Seni, seni tanıyan her şeyden çok sevdiğim için benden gitmene izin veriyorum sevgilim. Başka kollarda uyanmana, bana baktığın gibi başkasına bakmana ve belki de başkasına âşık olmana... Bensiz olmaya dayanabileceğini biliyordum. Artık kabul de edebiliyorum. Şimdi son kez hoşça kal deyip çıkacaksın ya o kapıdan. Ardına kadar açık bırakacaksın. Bir rüzgâr gelecek sonra. Başta hafif hafif, hissettirmeyecek kendini. Ben de kapatamayacağım tabii ardından o kapıyı. Rüzgâr büyüyecek, her yeri talan edecek. Göz gözü görmez halde... Ben ise senin gittiğine takılıp fark edemeyeceğim. Açık bıraktığın kapıdan sızan rüzgâr, sadece hatıraları değil; seninle beraber olduğum beni de alıp götürecek. Ne yazık ki uyanacağım elbet sonunda. Ama etraf hiç tanıdık gelmeyecek. Sanki daha önceden olduğum o yerle alakası yok. Her şeyimi alıp kendinle götürmüş olacaksın. Senleyken hiç tutamadığım gülüşümü, konuşurken yüzünü her detayına kadar inceleyişimi, gözlerinin derininin beni böylesine çekişini, utandığında bana bakamayıp yüzünü omzuma gömüşünü, sen fark etmiyorken hep seni izliyor oluşumu, izlerken kendimi tutamayıp belki de içten içe delirişimi, içime çekmeye doyamadığım kokunu, beni mest edişini, seni üzdüğüm en ufacık şeyde bile kahroluşumu, varlığımla sende yok oluşumu... Her şeyi götüreceksin, götürdün. O oda bomboş ve soğuk artık. Ne bildiklerim kalmış geride. Ne uğruna inandıklarım ne de bir ben. Yani kısacası, seni bensizliğe uğurladım sevgilim. Unutma. Gidişinle savrulan bu enkaz, benim sana olan en sessiz sadakatimdir.
Mustafa Seçkin ÇelikKayıt Tarihi : 6.1.2026 22:12:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!