Sene bin dokuzyüz yetmiş beş
İstanbul Rami'de otururdum..
Küçük bir odam vardı
Kitaplarım şöyle,
Masam şööyle dururdu.
Duvarda Akbank takvimi
Penceremin perdesi basmadan,
Hayatta ben en çok babamı sevdim
Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk
Çarpık bacaklarıyla -ha düştü, ha düşecek-
Nasıl koşarsa ardından bir devin
O çapkın babamı ben öyle sevdim
Devamını Oku
Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk
Çarpık bacaklarıyla -ha düştü, ha düşecek-
Nasıl koşarsa ardından bir devin
O çapkın babamı ben öyle sevdim



