SENDEN SONRA NELER OLDU YA ÖMER
Hani can almaktı, çirkin emelin
Yolda iken geldi, senin haberin
Allah kabul etti, Yüce Nebî'nin
ETTİĞİ DUÂYI, SANA YA ÖMER
******************************
Hani hicret için, yola çıkmıştın
Kuşanıp kılıç,ok, yayla bağırdın
Cesâretli olan önüme çıksın
CÜRET EDEMEDİ, KİMSE YA ÖMER
******************************
Hani kış gecesi, gittin çadıra
Yaşlı kadın duâ etmişti sana
İhtiyacı vardı, erzağa una
ÇUVAL SIRTINDAYDI, SENİN YA ÖMER
******************************
Hani demiştin ya, kurtla koyunu
Soracak Yaradan, Ömer'den onu
Başkası dikkate almadı bunu
KOYUNLARI KAPTI, KURTLAR YA ÖMER
******************************
Hani söndürmüştün, devlet mumunu
Cennetle müjdeler, Allah kulunu
Düşünen kalmadı, ömür sonunu
ERİDİ HEP BÜTÜN MUMLAR YA ÖMER
******************************
Hani hutbe için, cübbe giymiştin
Cemâat içinden, bir söz işittin
Yarısı oğlumun payı demiştin
O CÜBBELER NE Kİ, ŞİMDİ YA ÖMER
******************************
Hani valin aldı, yahudi malı
Bir kemik üstüne, yazıp fermanı
Hatırlattın ona, Nuşirevan'ı
DAHA DA ÂDİLDİN, ONDAN YA ÖMER
******************************
Hani yeni elbiseyi, oğlun istedi
Beytülmal evrağa, eksik demişti
Onbeş günlük ömür, kesin değildi
AVANS ÇEKEMEDİ, OĞLUN YA ÖMER
******************************
Hani sormuştun ya, hak yersem diye
Sen hutbede iken cemaatine
" Kılıcımla düzeltirim " sözüne
ŞÜKRETMİŞTİN YA RABB, DİYE YA ÖMER
******************************
Hani ya susturdu,dedin Ömer’i
Evlilikler kolay olsun istedi
Düşürün de yüksek, tutmayın mehri
KADINA HAK VEREN, SENDİN YA ÖMER
******************************
Hani izin aldın, Resûl eşinden
Nebî'nin her zaman, gittin peşinden
Resûl'ü Zîşan'a, komşuluk eden
HAKETTİN O YERİ, ÇOKTAN YA ÖMER
******************************
Sıddîk,Fârûk yatar, Habîb sağında
Nice güller derer, gönül bağında
Keşke ben de yatsam senin yanında
İZİN VERİR MİYDİN, SEN DE YA ÖMER
******************************
Şükrî bildiğini, aldı kaleme
Fârûk'sun nice ders, verdin âdeme
Adaletin örnek, oldu âleme
ÖMER-EL FÂRÛK'TU, ADIN YA ÖMER
****************************************
Şükrü Atay
09 Eylül 2020 - KOCAELİ
****************************************
Kayıt Tarihi : 9.9.2020 18:55:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Aşağıdaki gerçek hikâye şiirin konusunu oluşturan Hz. Ömer (r.a) dönemine ait olaylardan sadece birisidir, örnek olması için ekledim diğerlerini birçok kişi biliyor olabilir, duymuştur.Eğer bilmediğiniz varsa bulup okunması Hz. Ömer (r.a)' yı daha iyi tanımamızı sağlayacaktır. Mehmet Akif Ersoy'un: "Koca Karı İle Ömer" şiiri bunlardan birisidir. HZ. ÖMER'İN, VALİYİ SARSAN ADALET MESAJI Hz. Ömer’in halifeliği döneminde Şam valisi olan ve Hz. Peygamber (s.a.v.)’in arkadaşlarından olan Sad b. Ebi Vakkas (r.a.) Şam’daki bir camiyi genişletmek ister. Bu nedenle de caminin civarındaki arsaları kamulaştırır. Herkes arsasının bedelini alır ve isteyerek arsasını camiye devreder. Ancak Şam’da yaşayan bir Yahudi, camiye bitişik olan arsasını satmak istemez. Vali arsasının değerini fazlasıyla verse de Yahudi vatandaş arsasının kamulaştırılmasına rıza göstermez. Bunun üzerine vali arsaya el koyar ve bedelini adama gönderir. Arsasını kaybeden Yahudi, komşusu olan bir Müslüman’a derdini anlatır. Sızlanır. Bana zulmedildi, der. Müslüman vatandaş da kendisine, Medine’ye git. Orada halife Hz. Ömer vardır. Derdini anlat. Ömer,son derece adildir, elbette seni dinler, der. Şamlı Yahudi Medine’nin yolunu tutar. Yorucu bir yolculuktan sonra Medine’ye ulaşır. Halifeyi sorar. Vatandaşlar bir hurma ağacının gölgesinde dinlenen halifeyi gösterirler. İşte halife bu zattır, derler. Adam Hz. Ömer’in yanına gider. Selam verip yanına oturur. Derdini anlatır. Hz. Ömer adamı dinler. Sonra bulduğu bir deri veya kemik parçasının üzerine şu cümleyi yazar: “Bilesin ki, ben Nuşirevan’dan daha az adil değilim.” Kısa ve özlü bir cümle. Yahudi bu yazıyı alıp ayrılır. Ama yolda giderken de kendi kendine şöyle konuşur: “Şam’daki idarecilerin giyim,kuşam ve oturdukları yerdeki ihtişam ve debdebe nerde, Medine’deki halifede bulunan tevazu nerde.Şam’dakiler şu mütevazı halifeyi ciddiye alırlar mı? Hiç sanmıyorum.” Kendi kendine böyle konuşur.Sonunda Şam’a varır. Doğrusu valiye gitmek de istemez. Çünkü sonuç alamayacağı kanaatindedir. Bununla beraber, mademki yorulup da oralara kadar gittim, bari halifenin şu yazdığı cümleyi valiye vereyim, der. Valinin huzuruna çıkar ve deri parçasını uzatır. Medine’deki halifenin size mesajıdır, der. Vali bu cümleyi okuyunca, sapsarı kesilir. Uzun müddet başını yerden kaldıramaz. Sonra endişe içinde, başını kaldırıp şöyle der; arsanız size geri verilmiştir. Yahudi vatandaş hayret eder. Şaşırır. Bir tek cümlenin valiyi bu kadar sarsacağını hiç tahmin edememişti. Merak ve dehşet içinde sorar. Lütfen bana bu cümlenin neden sizi bu kadar dehşete düşürdüğünü anlatır mısınız der. Şam valisi Hz. Sad, bak der, sana bu cümlenin hikayesini anlatayım. O zaman benim neden bu kadar ürperdiğimi anlarsın: İslam’dan önce ben ve bugün halife olan Hz. Ömer İran taraflarına ticaret için gittik. Yanımıza 200 deve almıştık. İran’a vardık. Orada cirit oynayan gençleri seyrederken, birileri zorla elimizdeki develere el koydular. Çok kalabalık bir çete grubuydu, bir şey yapamadık. Elimizde para da kalmamıştı. Üzgün bir şekilde, geceleyeceğimiz bir eski han bulduk. Hanın sahibine de sıkıntımızı anlattık. Adam iyi biriydi.Bize yardım etti. Sonra da; gidip krala durumunuzu anlatın, o adil bir adamdır, mutlaka size yardım eder, dedi. Biz de sabahleyin kralın huzuruna çıkıp durumu anlattık. Şikayetimizi bir mütercim krala tercüme etti. Kral Nuşirevan dikkatle dinledikten sonra her birimize birer kese altın verdi ve olayı inceleteceğinisöyledi. Bize de, memleketinize dönün, dedi. Biz tekrar Han’a döndük. Ama doğrusu sonuçtan çok da memnun olmamıştık. Hancı sonucu öğrenince son derece üzüldü ve burada bir hata var, dedi. Gelin beraberce gidelim, ben size tercümanlık yapayım,teklifinde bulundu. Biz de gittik. Huzura çıktık. Hancı durumu Nuşirevan’a anlattı. Develerimize el koyan kişilerin kıyafetini, halini, olayın geçtiği yerianlattı. Dikkat ettik, Nuşirevan’ın yüzü sapsarı kesildi. Bir gün önceki mütercimi çağırttı. Ona sorular sordu. Sonra ayağa kalktı, her birimize 2 şer kese altın verdi, akşama kadar develeriniz gelecek, develeri alın ve sabahleyin burayı terk edin dedi. Ama giderken biriniz doğu kapısından, diğeriniz de batı kapısından çıkın, talimatını verdi. Bizler de bir şey anlamadan huzurundan çıktık. Akşamleyin 200 devemiz kapıya geldi. Durumu anlamak için hancıya sorduk. Neler oluyor dedik. Hancı şöyle dedi: Sizin develerinize el koyan kişi Nuşirevan’ın büyük oğlu ile veziridir. Bunlar bir çete kurmuşlar. Garibanların mallarına el koyuyorlar. Siz ilk gittiğinizde, mütercim bunu anlamış. Ama sizin sözlerinizi Nuşirevan’a yanlış tercüme etmiş. Böylece kralın oğlunu ve veziri korumuş. Ben sizinle gidip durumu anlatınca Nuşirevan bu oyunu anladı. Ama neden ayrı kapılardan gidin, dedi, ben de anlayamadım. Hele yarın olsun anlarız, dedi. Hz. Sad, anlatmaya devam ediyor: Ertesi gün ben doğu kapısından çıktım. Kapının çıkışında iki kişinin darağacına asılı olduğunu gördüm. Halk toplanmış seyrediyordu. Sordum kim bunlar ve suçları ne, diye. Dediler ki, bunlardan biri Nuşirevan’ın büyük oğlu diğeri de veziridir. Bunlar, buraya gelen iki Arap’ı soymuşlar. Ceza olarak Nuşirevan ikisini de asarak idam etmiştir. Nuşirevan kendi öz oğlunu idam etmişti. Hz. Ömer’in çıktığı kapıda ise bizim şikayetlerimizi yanlış tercüme ederek, kralın oğlunu korumaya çalışan kişinin asılı olduğunu gördük. İşte Hz. Ömer senin eline verdiği deri parçasının üzerine “Bilesin ki, ben Nuşirevan’dan daha az adil değilim” sözüyle bana bunu hatırlatıyor. Halkına zulmedersen seni darağacına çekerim diyor. Senin gözyaşlarına bakmam, tıpkı Nuşirevan’ın öz oğlunun gözyaşına bakmadığı gibi. Şimdi anladın mı neden benim benzim sarardı? Bu hadiseyi bire bir yaşayan Yahudi vatandaş, hem arsasını hibe etti ve hem de İslam’a girdi.

Güzel yorumunuz için sonsuz teşekkürler.
Selamlar ve saygılar sunarım. Esenlikler dileğiyle.
-Doğruluk her ne kadar seni öldürse bile ondan ayrılma.
-Bana ayıplarımı söyleyen kimse Allah'ın rahmetine kavuşsun.
-Komşusu, akrabası ve arkadaşı tarafından iyi denen kimse gerçekten iyidir.
Şiirde birçok bilgi verilmekte okura. Selamlar, tebrikler.
Katkıda bulunduğunuz bu güzel yorumunuz için teşekkürler.
Selamlar ve saygılar sunarım.
28 Ekim, Çarşamba ( Mevlid Kandili 2020 )
Mevlid Kandili Peygamber Efendimizin dünyayı şereflendirdiği gündür. Bu gecenin rûhaniyetinden istifade etmek çok önemlidir.
Şiiri okuduğu zaman kendini bilen bir insanın şok geçirmesi lazım benim zaviyemden bakarak söylüyorum tabi ki beni bağlar bu söylem...
Müslüman mıyız evet...Kur'an Meali ve ya Tefsir okuyor muyuz hayır...güzel bir muhafazada sarılı evlerin duvarlarında ve yüksek bir yerde el değmesin diye saklanır. Zaten şimdi moda oldu bazı evlerde Kütüphane de yok...oturma gurubu efendim...büyük ekran tv. ler falan...milletin elinde çay tepsisi gibi telefonlar...aşna vişne dedi kodu...kitap okuma bitti...büyük sohbeti dinleme bitti...gerçi elle tutulur büyükte pek kalmadı ya kalanı da huzurevlerine götürüp bırakıyorlar...bunları da ben çözemiyorum nasıl evlatsa...miras varsa al elinden gerini düşünme...arayıp soranda olmuyor bazen akıbet doğru kimsesizler kabristanı...ALLAH ISLAH ETSİN..
Hz.Ömer deyince aklımıza ne geliyor adalet...yukarıda yazdığım gibi hani müslüman idik...ben şimdi yana döne arıyorum bu adaleti nerede...fazla mesai yaptığı zaman bir mumun yanmasına vicdanı razı olmayanların adaletini sormak benim Hak huzurunda hakkım...kamu malında hepimizin hakkı var mı var...adam yeşil alandan hazinenin arazisinden beş dönüm yeri çevirmiş üstüne inşaatlar yapmış...yarısını parsellemiş...kiminden kira alıyor...ve bu kamu malının üzerinde oturuyor hala...sorduğunda diyor ki, ben kaptım o zaman falan yere üyeydim efendim beni görmediler... sana ne de diye biliyor bunlar sıkıştığı zaman...öylemi alçak ben görüyorum ve soruyorum...şimdi...
Allah sana kul hakkıyla gelme diyor mu...diyor..
Sen ne yapıyorsun haram olan o evde zira benim de hakkım var...namaz kılıyor musun...kılıyorsun...
Hacca, Umreye gidiyor musun...gidiyorsun...peki kabul oluyorsa ayetin hükmü nerede...
Benim gibi hakkı olanlardan helallik aldın mı yok almadın...sen kardeşim o zaman namaz yerine jimnastik, Hac yerine turistik seyahat yapıyorsun...utanmadan Cuma günü de safın en önünde duruyorsun benden önce...hangi yüzle...
Kitap okumayan nerden bilecek Maun Suresini ve diğer haramla ilgili Ayeti Kerimeleri.... başa bir takke takıp biraz sakal bırakmayla olmuyor bu işler muhterem...BURADA BOĞAZINDAN BİR GRAM HARAM GEÇMEYEN KARDEŞLERİMİZİ AYRI TUTUYORUM...Haklarını helal etsinler...İyilerin sayısı daha çok şükürler olsun...
SENDEN SONRA NELER OLDU Diye soruyorsun ya şiir de... işte çok şey oldu...elli beş elli altı İslam ülkesinin iki yakası bir araya gelmiyor. Neden acaba.. Bu zihniyet Mübarek Peygamberimizin dudaklarıyla öptüğü torunlarını kan ve zulüm içinde bıraktı...kökünü kuruttu...Hangi adalet dört Halife sonrası ortada...dün ne ise bu günde öyle...
Yazacak çok şey var ama şiirin güzelliğine gölge düşmesin eline engin gönlüne sağlık..SELAM VE SAYGILAR...
Saygıdeğer Ozanım,
BİR DOKUNDUM BİN ÂH İŞİTTİM DERLER YA AYNEN ÖYLE OLDU
En son derece haklısın ben de aynı düşüncedeyim.Zaten ben de ADALET,KUL HAKKI başta olmak üzere onları vurgulamak için yazmıştım.
Zaten diğer şiirlerimi de bu konuları işlemek için yazdım,yeni yazdığım şiirlerin ilki ''Müslümanlık mutasyona uğradı ''adından bile belli diğer biri '' Hamalın İpi''.
Zaten şiir yazanlar merâmını genelde şiirle anlatır, ben mesela nutuk atamam fazla ama yazarsam nutuk yerine geçer söylemeye çalıştığım.
Fazla söze gerek yok bence, bana her şey bunları hatırlatıyor ve samimi gelmiyor açıkçası yalan geliyor.
Ozanım şiiri okuma zahmetinde bulunduğun ve yazdıkların için minnettarım.Zaten ahirette bahsettiğin kişiler ŞOK-ŞOK-ŞOK haberi gibi ŞOK yaşarlar inşallah.Cenab-ı Hak bizleri ŞOK yaşayanlardan eylemesin.Yüce Peygamberimiz zaten ahiret için "Benim bildiklerimi bilseydiniz az güler, çok ağlardınız... Allah'a feryat ederek yalvarırdınız. " hâdis-i şerifi herşeyi çok ayrıntılı anlatıyor.
Bu dünya nasıl olsa geçer bizim için geçti bile sayılır ömrümüz kaldıysa bile maçın uzatma dakikalarındayız.
İnşallah genç müminler daha da dikkate alırlar.
Selamlar ve saygılar...
TÜM YORUMLAR (4)