Otuz beş yıl geçti, ben kimim, ne hâldeyim?
Ayrıldı odalarımız, adresim sende kalmış.
Ufak bir sürtüşmeyle her gece herdemdeyim,
Güldüğümü gösteren tek resim sende kalmış.
Sana cenneti serdim, ne varsa avucumda,
Sen gurur tahtındasın ömrümün ip ucunda,
Nuh deyip peygamber demediğin o suçunda,
Aşkın harman olduğu o mevsim sende kalmış.
Geceler dilsiz zindan, uykum firar eylemiş,
Gururla açtığın yara, göğsümde yer eylemiş.
Otuz beş yıllık çınar, boyun büküp neylemiş?
Barışımız mahşere, vuslatım sende kalmış.
Nerede o ilk günkü çocuksu hallerimiz?
Kavgalara yabancı, kenetlenen ellerimiz?
Bir kibir rüzgârıyla savruldu küllerimiz,
Tekmil neşem, sevincim, hevesim sende kalmış.
Ayıplama, kınama, sabaha kadar uyanıksam,
Gözüm dalsa uzaklara, dertten sigara yaksam,
Yataklar ayrılmışken boş duvara baksam,
Gecem sende yok olmuş, gündüzüm sende kalmış.
Sende kalmış umudum, saadet çağım sende,
Sende kalmış huzurum, tüten ocağım sende,
Sen sarsılmaz kalesin, duygu membağın bende,
Can diyorum sana, can kafesim sende kalmış.
Hangi şarkıya girsem, notalar do re mi fa,
Gururun duvarını mecburum itirafa,
Yataklar ayrı düştü, sitem sığmaz bu rafa,
Sol diyorum sana sol, la sesim sende kalmış.
Gel Tanrıya borcunu teslim etsin bu yürek,
Tez gel ki enkazımı kapatsın kazma kürek,
Bu dilsiz odalarda barışmak bize gerek,
Son diyorum sana, son nefesim sende kalmış...
Hulusi Mutlu Ertan
Hulusi Mutlu Ertan
Kayıt Tarihi : 3.07.2026 20:27:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!