Bilmiyorum nereye gideceğimi. Evet, gitmek istiyorum uçsuz bucaksız yerlere. Lakin gücüm yok, birazda korkuyorum açıkcası. Bu kadar uzun yol da yalnız olmaktan. Karşıma ya kötü insanlar çıkarsa bana kim yardım edecek, bir kelimeye muhtaç olduğumda kim benim için konuşacak. Kurumuş gönlüme kim çeşme gibi akacak. Tabi ben gel demem. Zaten gelmek isteyen, benim yalın ve çatlamış ayaklarımdan anlar çok uzağa gidemeyeceğimi. Yüreğinin bir köşesine koyup kim taşıyabilir beni. Eğer bir yol arkadaşım olursa ona çiçekler vereceğim. Ama saksı da. Çünkü ben koparıp öldürmek değil su verip yaşatmak isterim. Gece üzerimize bir yorgan gibi çöktüğünde saçlarını okşarım. Üzerini açarsan usulca örter, içine beni sığdırdığın incinmiş yüreğinin üşümesine izin vermem. Yağmur yağarsa saçlarım şemsiyemiz olur. Sırt çantana huzuru sakladım senden habersiz. Arada ben arada sen taşırsın. Ne yollar biliyorum seni görünce yeşerecek, ne insanlar tanıyorum tüm dertleri bitecek. Haydi gel. Kalemimin mürekkebi bitmeden yola çıkalım.
Seni seviyorum.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Diline sağlık
beğeniyle okudum
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta