Ben Dünya’ya gözümü açtığımda
Masmavi bir gök yüzü gördüm…
Oysa, kapkara geceler değdi senin gözlerine.
Gündüzleri bile karanlıktaydın.
Gözlerini güneşe hasret bıraktın.
Bu halinle hep içimi acıttın,
Canımı yaktın.
Ben…
Denizlerde yüzüp,
Irmaklarda balık tuttum.
Çağlayanları,
Şelaleleri,
Gökkuşağını seyredip,
Yağmurda ıslanırken,
Sen…
Suyu muslukta tanıdın.
Bu halinle hep içimi acıttın,
Canımı yaktın.
Ben…
Sevgilimle el ele dolaştım kuytularda,
Ona en güzel aşk şiirlerimi okudum.
Akşamları şehrin en lüks lokantalarında,
Mum ışığında kadeh tokuşturduk,
Şarkılardan fal tuttuk,
Mum kokulu meyhanelerde.
Sabah’ı diskolarda karşıladık.
Yokluk nedir tanımadım.
Dünya umurumda değildi,
Biliyor musun ben hiç ağlamadım.
Sen…
Sevdanı vatan yaptın,
Bir gençlik marşını bilirdin birde Karadeniz’i.
“Çırpınırdın Kara Deniz bakıp Türk’ün bayrağına”...
Söylerken kendinden geçerdin.
Sen…
Tarihi de çok severdin.
Sevmekte ne kelime, tarihi yaşardın.
Malazgirt’te Sultan Alparslan,
Çaldıranda Yavuz,
Surlarda Ulubatlı Hasan’dın.
Sen…
İnançlarına sevdalı,
İdeallerinle evliydin.
Söğütte Şeyh Edebalı,
Kırşehir’de Hacı Bektaş Veliydin.
Sana hıncım var.
Ben…
Farkında bile olmadığım hürriyeti yudumlarken,
Zindandaki seni kıskandım.
Her dilediğimi yapmaktan,
Her istediğimi almaktan bunaldım.
Amaçsız,
Gayesiz,
Aslında çaresizim…
Anlıyor musun?
Çaresiz...
Kayıt Tarihi : 6.10.2010 12:18:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!