Biliyorum! Yine böyle katran karası, yine böyle zifiri bir gecenin ardından, geldiğin gibi, güneşten önce sızacaksın penceremden…
Bu sabah olmasa da belki sonraki bir sabah, penceremden sızarak uyandıracaksın uykumdan; Ve sımsıcak, özlem dolu bir günaydınla karşılanacaksın.
Bu gün değilse de yarın, belki daha sonraki bir yarın, açılmamak üzere yüzüme kapandığını sanan şu kurumlu kapı, diz çökecek önümde. Sonra! ... ya bir telefon çalacak ya da bir kapı gıcırdayacak, irkileceğim, düşümdeki gerçekten yüzümdeki yalana dönüşeceğim.
Hava aydınlık, deniz inadına mavi olacak. Yine kaçacağım köşe bucak. Düşümdekini yalvaracağım Mevla’dan. Sen uyuyor olacaksın. Karanlığıma dönüp kırık penceremden düşlerime sızmanı bekleyeceğim.
SEN UYANIYOR OLACAKSIN…
Senden Sonra
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta