Sen sustuğunda be çocuk sen sustuğunda.
Baharlar gelmez, kuşlar göç etmez, çiçekler açmaz, kelebekler kanatlanmaz.
Sen sustuğunda yüreğime yumruk gibi iner bakışların, deli gömleği giyer aklım, yerle yeksan olur avuçlarımda ki çaresizligim. Ne acısı küçücük bedeninde ne hüznü ne olgunluğu ne durgunluğu pembe düşler mavi gökyüzü hani nerde? Griye dönüşür herşey senin suskunluğun be çocuk benim içimi yakar.
Senin suskunluğun be çocuk beni derbeder eder...
Beni bu eylül öldürecek
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.
Devamını Oku
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta