Eğer şu güzelim camilere
Geceleri kilit vurmasaydılar
Onun bahçesinde
Bir semaver dolusu çay ile
Seni unutmaya çalışıp
Her ezan okunuşunda
Başımı seccadeye koyup
İmanımla ölmek isterdim ölmek.
Hani ölmesem bile
Senin güzelliğini
İçtiğim çaya anlatırdım
Dem bu dem diye diye...
Oysa şimdi bu güneş pencereme her doğduğunda
Gözlerin gelir aklıma o gözlerin
Hani saçların gölgelenir gibi olur
Penceredeki çiçeklere.
Bu sabah her zamanki gibi
Biraz daha sevdiğin şarkıyı söylerim.
Biraz daha doğduğunda güneş
Hafiften ağlamaklı olurum.
Kapım eski, pencerem çürümüş
Kuru bir ağaç misali dikilir dururum duvarlarda.
Ardından sanki ev sevince geceyi bekler
Akşamı omuzunda taşıyan yalnızlığında
Ay bir köşe de denize salınır denize.
Sırtımın duvarı, soğuk çıplaklığı
Sen misin o gelen?
Sen misin?
Belki sensin o gelen sensin...
Kim bilir?
Kayıt Tarihi : 14.3.2013 18:29:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
