*Sarmaşıklara dolanmış
Nasıl görmezsin
yüzmeye çalışan gazoz ağaçlarını?
Yaklaş.
duvarlar, hülyadakiler kol kola.
ırk yok,
renk yok,
çerkezi yok,
anlıycan.
terazisi yok (i) .
Gülümse,
utanacak kimse yok.
hani dudaklarla
kelam etmeden
çağırabilmek kapıcıyı
susuzluğu dindirmek
sen bilirsin işte.
mesela üzümden çıkan
yolunu şaşırmış elma kurdunu
altın tepsilerde sunabilmek.
sana-bilmek aslında.
kanabilmek kırk çeşmeden
uçan
uçtukça
susan onlara.
tepsideki menekşeyi bırakıyorum sana.
kahve çekirdekleri çikolata kaplı hem.
teşbihimi affet lakin,
“elma kurdu yolunu bulmuşken
sana noluyor? ” deme sonra.
“Ne zaman geldin kale kapılarından
içeri? ” demedim sana.
Bugün bizim mahallede bayram vardı
mesela.
Ya mesela demek lazım
Ya da ermeni dilinde ‘mesela’.
Fırat, Ankara’da mesela,2006
*Bu bir ‘Noktalama’ denemesidir. ŞİİR değildir ;)
Fırat AçıkgözKayıt Tarihi : 5.6.2006 20:23:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!