Sen İstanbuldun, ben garip bir şair—
her semtinde bir dize, her mahallesinde bir yara.
Sana gelirdim akşamüstleri;
bir yandan boğazın tuzu, bir yandan çay kokusu,
ellerimde eski bir şiir, cebimde bitmemiş umutlar.
İlkbahar, Galata'nın taş merdivenlerine düşerdi,
sen bana baktın mı bilmem, ben seni gördüm hep.
Kule gölgesinde çalınan bir kemençenin tınısı,
üstüme serpilmiş sigara dumanı,
ve ben, takılmış bir nazar gibi, bekledim.
Tünel'den indikçe insanın kalbi ağırlaşırdı,
kahveler, fısıltılar, eski aşk ilanları—
bir sokak lambası altında senin adını yazdım,
silindi, tekrar yazdım, yine silindi;
sen susuyordun, ben ısrar ettim.
Kadıköy rıhtımında martılarla pazarlık yaptım,
bir simit, iki sigara, üç anı…
Kadınlar çarşısında gözlerim tanıdı seni;
bir tezgâh sahibinin kahkahasında,
eski bir plakçıdaki kırık şarkıda kaldın.
Beşiktaş tramvayında kalabalık bir yalnızlık oldu bana,
göz göze gelmeden geçen yüzler, hepsi senin gölgen.
Vapur düdüğüyle sallandım, içimde bir liman yangını;
her kuvvetli rüzgâr bir anı kopardı benden,
ben onu cebime bastım, sakladım geceyle.
Üsküdar'da seni beklediğim sabahlar vardı,
Camiler ezanla uyanırken ben hâlâ uykusuzdum;
bir çaycı, bir çocuk, seninle dolu bir şehir—
seninle ağlayan sokak lambaları,
benimle gülen kırık oltalar.
Eminönü'nde herkes bir şeyler alıp verirdi,
ben sadece seni alıp verdim kalbime.
Mısır çarşısında baharat gibi heyecan,
köprüden baktım: yorgun yüzler, tekin olmayan gülüşler—
sen gene benimle, ben yine seninle değildim.
Hikâyemiz uzadı, mevsim geçitleri gibi:
kışın yağmurunda ceketimin yakasını kaldırdın,
yazda delik deşik edilen gölgelerimde serinledin;
bir kış gecesi yastığımda senin adının ıslak izi,
bir yaz sabahı penceremde senin renklerin.
Sen İstanbuldun; sokakların ağzında şarkılar,
ben garip bir şairdim—azıcık gurur, çokça eksik hece.
İhanet etmedim aslında, terk etmedim:
her ayrılık, her veda, her gece yarısı dönüşü,
sadece seni daha çok sevmeme neden oldu.
Hikâye böyle akıp gitti;
bazı sayfaları yırtık, bazıları kahve lekeli,
ama her satırında sen vardın, her harfinde bir adın.
Ben yaşadım, sen yaşadın şehir gibi;
yıkıldın mı? Yıkıldın. Yükseldin mi? Yükseldin.
Ve şimdi, usta, seni bırakamadım;
çünkü senden koparmak, kendi geçmişimi koparmak demek—
ve ben geçmişimi seviyorum, hattâ ona tapıyorum.
Her semtinde bir yaşanmışlık, her sokağında bir sebep—
ve ben, garip şair, hâlâ seni yazıyorum.
Belki bir gün yollarımız aynı anda biter,
belki o gün kapının önünde durup el sallarsın;
ama şimdi, şimdi elimde kalem, cebimde sigara,
ve boğazın serinliği yüzümde—
sen İstanbuldun, ben garip bir şair,
Hamit Atay
Kayıt Tarihi : 8.3.2026 17:36:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!