yağmurlar yağsın saçım başım ıslansın bu gönül aşk rüzgarında ıslansın ıslansında kurumasın geceler uzasın gündüzler uzasın günler uzasın acılar bırak çoğalsın bir damla mutluluk aransın aransın ki damlası ruhları canlandırsın bu dünya acılarda zemheride karanlıkta ya sonra ya sonra hüküm sürsün ulen hiç bitmeyecek aydınlıklara o aydınlıklarki karanlığı unuttursun denizler kudursun dağlar ulaşılmaz olsun aydınlık doğsun içime içine aydınlık doğsun çünkü sen kadınım aydınlıklar için dolduğum biriktiğim besleyip büyüttüğüm umudumsun çiçekler olsun koparılmasın dalında kalsın ışık olsun aşkım 70 alemi aydınlatsın kaleler olmasın surlar olmasın oralarda konserler sanat yaşasın savaşlar dursun sürgün olmasın dünya aşka aydınlansın içimizde ölü düşler canlansın yarına mutluluk miras kalsın yalanlar olmasın yokluğun allah canını alsın kula kulluk sonlansın insan onuruyla yaşasın para olmasın yalan doğruya karışmasın umudum olsun ama fakirin ekmeği olmasın tam anlamıyla umut kavramını çağrıştırsın yıkıp yakılmış dünyada tüm güzellikler inadına bizden miras kalsın zafer aşka çağırsın zafer sevdaya uyansın hasretler sonlansın ister bunlar güzel düşler olarak kalsın ama asla yokolmasın çünkü sen İNSANSIN!!!
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta