İçinde kendime dair hiç bir bulguya rastlayamadığım bir hayatın koynunda, geceleri çırılçıplak, yalnızca insan kalabalığıyla tıka basa yollarında yalın ayaktım. Ne uyuyabiliyordum
-ki gecenin yalnızlığı batıyordu tenime,
Nede yürüyebiliyordum.
-ki her hayalimin birer kırıntısı hayat ile bir olup en kalın yerinden kesiyordu umudumu.
Ayaklarım acıyordu.
Her geçen an biraz daha yok oluşumu yorumlar gibi, yalnızca kendime seyirciyim kendi oynadığım oyunda, biri kapanmadan bir diğeri açılıyor perdenin.
Bir gideni bekler gibi, kendime dönüşümü bekliyorum.Oyun bitmeden kendim bitecekmişim korkusuyla bakıyorum yollara.
Beni bu eylül öldürecek
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.
Devamını Oku
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta