Sen gelmeden,
çok şey eksikti ama adı yoktu.
Camlar buğulanmazdı mesela,
çaylar ılıkken içilirdi
ve akşamlar biraz fazla suskundu.
Bir gülüş düşmüyordu sokağa,
herkes geçiyordu birbirinin içinden
hiç çarpmadan...
Bense
herkese çarparak yaşıyordum seni —
daha gelmeden.
Saatin kaç olduğunun önemi yoktu
çünkü zaman bile sensiz biraz
gereksizdi.
Ve bilmezdim:
bir insan, bir başkasının yokluğuna bu kadar
yakışabilir mi?
Sen gelmeden,
kelimeler fazla harfliydi.
Konuşmalar uzun ama anlamsızdı
ve şiirler bile biraz
abartılıydı sanki...
Şimdi düşünüyorum da,
ben seni
daha gelmeden sevdim.
Belki o yüzden
gelişin değil
bekleyişin bıraktı izini içime.
Gelsen,
şemsiyemi açmam,
ıslanmak isterim yanında —
hem de bildiğin gibi değil:
çocuksu bir ıslanma bu,
hem yağmura
hem sana...
Ama hâlâ yoksun.
Ve ben hâlâ buradayım,
bir bankta
yaprakların düşmesini izliyorum.
Sen gelmeden,
her şeyin tadı biraz eksik.
Ama güzel olan şu ki:
hep sana ayrılmış bir yer var içimde.
Rüstem Badıllı 3
Kayıt Tarihi : 21.6.2025 01:27:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!