Sen diye okşuyor nicedir ellerim
Dudaklarım sen diye öpüyor
Sen diye bakıyorum ortalıkta ruh gibi gezinen bedenlere
Nice zaman oldu vedasız çekip gittiğin
Ansızın çıkıp gelsen
''Her şeyimle seninim'' diyen bakışınla karşıma...
Haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi
Demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu
Dört bıçak çekip vurdular dört kişi
Yemyeşil bir ay gökte dağılıyordu
Deli cafer ismail tayfur ve şaşı
Devamını Oku
Demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu
Dört bıçak çekip vurdular dört kişi
Yemyeşil bir ay gökte dağılıyordu
Deli cafer ismail tayfur ve şaşı




Bu güzel şiirinin altına çam sakızı çoban armağanının son hali;
BAB-I ESRAR (Bilinmezlik Kapısı)
Sigaramın dumanı, birde sessiz hayalin,
Usulca geliverdin... Tıpkı gittiğin gibi…
Odamın tavanında, hep liseli cemalin,
Ulaşılmaz ukdeler, zakkum, ısırgan dibi.
Hep bir eksik, noksanlık, bir boşluk var içimde,
Öbür yana gidenler, yaşayanlardan fazla…
Yalnızken vicdanıma, dün; ziyankar biçimde,
Yarınlar; bab-ı esrar… Bugün; kavgalı hazla.
Bab-ı Esrar tarifi, Bilinmezlik Kapısı
Yılgın Yağmur duymuş ki, Her insanın yapısı,
Kâinat'ın özeti... İnsan Rab'be halife
Adem'le gelen nur'un, Muhammed son kapısı
Adanasız, 23.08.14 – 03.47 Yılgın Yağmur
………..
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta