Sen diye okşuyor nicedir ellerim
Dudaklarım sen diye öpüyor
Sen diye bakıyorum ortalıkta ruh gibi gezinen bedenlere
Nice zaman oldu vedasız çekip gittiğin
Ansızın çıkıp gelsen
''Her şeyimle seninim'' diyen bakışınla karşıma...
Ben seni sevdim mi? Sevdim, kime ne
Tuttum, ta içime oturttum seni
Aldım, okşadım saçlarını, öptüm
İçtim yudum yudum güzelliğini
Ben seni sevdim mi? Sevdim elbette
Devamını Oku
Tuttum, ta içime oturttum seni
Aldım, okşadım saçlarını, öptüm
İçtim yudum yudum güzelliğini
Ben seni sevdim mi? Sevdim elbette




Bu güzel şiirinin altına çam sakızı çoban armağanının son hali;
BAB-I ESRAR (Bilinmezlik Kapısı)
Sigaramın dumanı, birde sessiz hayalin,
Usulca geliverdin... Tıpkı gittiğin gibi…
Odamın tavanında, hep liseli cemalin,
Ulaşılmaz ukdeler, zakkum, ısırgan dibi.
Hep bir eksik, noksanlık, bir boşluk var içimde,
Öbür yana gidenler, yaşayanlardan fazla…
Yalnızken vicdanıma, dün; ziyankar biçimde,
Yarınlar; bab-ı esrar… Bugün; kavgalı hazla.
Bab-ı Esrar tarifi, Bilinmezlik Kapısı
Yılgın Yağmur duymuş ki, Her insanın yapısı,
Kâinat'ın özeti... İnsan Rab'be halife
Adem'le gelen nur'un, Muhammed son kapısı
Adanasız, 23.08.14 – 03.47 Yılgın Yağmur
………..
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta