Bir kal eyle duyulsun, bu işinin Aslı dildemi..
Suretin çek geri, siretin ol haldemi…
BEN kokusu var hırkada, hala sendemi…
Kırdı isen şu gönlü , bak hele yen’demi…
Aşk ile saramadı isen sen derviş olamazsın..
Euzü’demi nefesin, peşin sıra melun ne dolaşır avane…
Var sen Arz üstü karış vur, varmı senden beter bigane…
Düşeceksen önce dile düş, el bilsin seni mecnun divane…
Sen seni senden al haber, dinlersen türlü türlü bahane…
Sen seni sana bir dem soramadı isen, sen derviş olamazsın…
Yalpa vurur sağın solun, yol bile acır bu aciz gidişe…
Tepede ne edersin , bir PİR eli tutmak gerek bu inişe…
Zillet var aşağıda, lazım gelir başladığın bu çetin işe…
Belli bu hamuru sert yoğurdun , kesilmez hem bir dişe…
Bir usta ocağına girip yanamadı isen, sen derviş olamazsın…
Ah şu heybede koca delik, doldururken öbür yandan saçılır…
Dikesin delik deşik gönlün, her sese nediye açılır…
Yönün terse dönmüş bre gafil, durulmaz bu dünyadan kaçılır …
Kalma geri, ki bu yürüyüşle masiva dağı zor aşılır…
Eteğine bir lahza ayak koyamadı isen, sen derviş olamazsın…
Hem içinde büyük düşman, in meydana tez imdi tanış…
Göresin her adımına bin pusu kurmuş karış karış…
Yenmek icab eder pusadın bile, çok sürmez barış…
Zor geçilir bu tek kişilik ordu, nasıl olaki menzile varış…
Şu gövdede sen sana vuramadı isen sen derviş olamazsın…
Sırtta hırka serde külah, içinde eşkiyalık
ol kapıya varma…
Talep et sana seni desin, sarığın riya ile sarma…
Düşte yüksekte gezersin aşağı inmeden hayra yorma…
Beklersin başında, kazana girmeden piştimmi deyu sorma…
Bu çorbaya bir tuz katamadı isen, sen derviş olamazsın…
Şu beden havanında dövdün her lahza kendi, kendini…
BEN dururken meydanda, unuttun gitti asıl cengini…
Bilmez isen sor bir karıncaya, söylesin sana dengini…
Nice boyalara batıp çıktında, bulamadın Asıl rengini…
Er lazım bu meydana, duramadı isen, sen derviş olamazsın…
Acep koyacak yermi ararsın deli gönlü bir başına…
Hele açılsın dağarcığın, bir nasipli ortakmı kuru aşına…
Lokma bulamadınmı ki ömrü yedin döndün Şaşkına…
Lokman saklanırsa kuldan, toklukla varamazsın HAK aşkına…
Karın üstü iki taş bağlamadı isen
sen derviş olamazsın…
Yüzünde nedir bu sızlanış, acı severmi hiç talıysa canın…
Dilmi tutarsın riya pazarında, şikayet satar
her bir anın…
Bu yolun bela kurdu çok, görmezmisin sarılı her yanın…
Ah çekersen bir sivri dişe , helal etmez isen kanın..
Yedi kat semadan Rıza alamadı isen, sen derviş olamazsın…
Mizanda hesaptan kurtarmaz seni Peygamber soyu…
Mahşerde nâr iledir, orda paklamaz seni levm suyu…
Bir kardeş eliyle , nice Yusuf’la doldu bu kör kuyu…
Ne kervan geçer, ne uzanır bir urgan, değişmez isen bu huyu…
HAK RASUL’ün ipi tutamadı isen, sen derviş olamazsın…
Bu nöbet niye gönül kapında, bırak girsin seni, senden içeri…
Aradığı kim sorma, yazıp bıraktı kalemi
ol kaderi…
Kast var canına, onlardan peşi sıra Nefs en beteri…
Bu yolun ilk durağında BEN, sonra SEN ‘e doğrudur gideri…
Bu yola Can koyamadı isen , sen derviş
olamazsın…
Kaylül lazım gözüne , gecende gaflet uykusuna dalma…
Kıyamda tutasın Ruhun ,bin bir düş
rüyaya salma…
Oldum deminde nice huri gılman satar iblis sakın ola alma…
Uyanda gusül çek gönlün, AŞK’ın namazına geç kalma…
Ol SAKİ Hazretin şarabını tadamadı isen,
sen derviş olamazsın…
Yunus olmak kolayda, Emre olmak zor iştir hele bilesin…
Gir bir Pirin harmanınada , seni senden bir güzel elesin…
Var tut eteğin ucu, içindeki karalığı bir mumla delsin…
Şu bencileyin garib,
Hazret eşiğinde duramadı isen sen derviş olamazsın...
Kayıt Tarihi : 24.1.2026 23:01:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!