Sen bu şehirde yokken
parmaklarımda bir temmuz sigarası
akşam oldu mu hele bir de,
ben o zaman işte!
İşte ben o zaman hiç kişiyim.
Küf kokan yataklarda
bir türkü takıp dudaklarıma
kurşun yüklü kalemlerle
ve ellerimle geceyi sağıyorum.
Anlayacağın yalnızlığıma
acılarımı da ekliyorum.
Anla işte!
Akşam olunca ben hiç kişiyim.
Bak!
Bir sevda türküsü daha bitti.
Dişlerim dudaklarımı kanatıyor.
Ağzımdan kan gelecek birazdan,
katran siyahı ve eşkiya kılıcından.
Geçip sonrasında bir pencere kenarına,
nabzını dinleyeceğim bu kentin.
İçime nefes nefes karanlık dolacak,
bütün devleri yenilecek masalların,
sonra mevsimler geçecek gözlerinden,
bütün duvarlarımı siyaha boyayacaklar,
bütün ışıklarım sönecek,
gemiler kahır taşıyacak,
mısralar hüzün
kırmızı gölgeler düşecek peşime,
değişecek aynalarda yüzün
ben öldüğümde bir gün.
Yas tutmayacaksın kırk gece kırk gün,
unutacaksın beni de şiirlerimi de!
Ne de çok üşümüş ellerim.
Anla işte!
Akşam olunca ben hiç kişiyim...
Kayıt Tarihi : 29.7.2016 02:58:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!