Es, deli rüzgar es — gecenin ardına gün yeniden doğmuş.
Toprağın kucağında nice çınarlar asırlara meydan okumuş.
Kimi ağaçların yaprakları sararıp solmuş,
Solan yaprakların her biri bir yana savrulmuş.
Bilinmez ki kaç sonbahar, kaç kış olmuş,
Ardına yaz güneşiyle kavrulmuş.
Ağaçlar ayakta ölür… Sen bilir misin? Sen, bilir misin?
Dalları kurumuş, belli halinden.
Bir kuş konsa o dallara, çıt — kırılır bazen aniden.
Toprağa sımsıkı sarılsa da kökleri dünden,
Görünmez artık eski güzellikleri; gün doğsa da yeniden.
Ağaçlar ayakta ölür… Sen bilir misin? Sen, bilir misin?
Birkaç çentik atılmış gövdesine,
Kalpler kazılmış, görse de görmese de.
Belki de darılmış, belki de kızmış; kimse bilmese de...
Artık kurumuş... Ne fark eder? Ölse de, ölmese de…
Ağaçlar ayakta ölür… Sen bilir misin? Sen, bilir misin?
Kimi kesilmiş, kimi koparılmış topraktan.
Kimini kalem yapmışlar, kimini yasak kitaplardan…
Kimi, kalem; sevdaları yazmış anılardan — şiir gibi, anlaşılmadan.
Kimi hâkim, kurşun kalem kırmış bir davadan...
Kimi sandal olmuş, denizlere açılmış ardına bakmadan.
Kimi ev olmuş, birkaç keresteden, tahtadan.
Kimileri fidanlar dikmiş ağaçlar yok olmadan.
Kimi fidanlar zamansız koparılıp alınmış bu yalan dünyadan.
Kimi dar ağacı yapılmış; yiğitler yürümüş, anlaşılmadan, göz kırpmadan...
Kimi ağaçlar tabut yapılmış, onlara sorulmadan...
Ağaçlar ayakta ölür… Bilinse de bilinmese de… Sen bilir misin?
Kayıt Tarihi : 26.1.2026 02:33:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!