Sen bana yasaksın yar…
Biliyorum.
Kader bir duvar örmüş aramıza,
ses geçiyor, nefes geçiyor
ama adım geçmiyor.
Adını içimden çağırıyorum,
kulakların duymuyor.
Bir gülüşün rüzgâr olup yüzüme çarpıyor
ama elin elime varmıyor.
Sen bana yasaksın yar…
Ne gönlümden düşüyorsun
ne gözümden siliniyorsun.
Bir yangınsın,
yakmaya geliyorsun,
ama yaklaştıkça uzaklaştırıyor
bu talih dediğimiz kadim cellat.
Ben seni sevmenin günahını değil,
seni unutmanın ağırlığını taşıyorum.
Unutmak…
Ah, o mümkün mü?
Karanlığı güneşe çevirmek kadar,
bir çocuğun ağlamayı unutuşu kadar,
ölünün can bulması kadar uzak bir şey…
Sen bana yasaksın yar…
Ama yüreğime değil.
Kalbimin kapısı
sana hangi gece kapanmış da
ben görmemişim?
Hangi sabah güneş sensiz doğmuş da
ben aydınlanmışım?
Kimseler bilmez içimdeki savaşları.
Bir yanım “git” der,
bir yanım “kal”…
Ama en çok “sus” diyor içimdeki yangın;
çünkü her sözün ucu
yine sana dokunuyor.
Uzaklığın bile yakın bana,
yakınlığın bile yasak.
Ne garip dertmiş bu;
elimde değil sevmek,
elimde değil söylemek,
elimde değil unutmak…
Sen bana yasaksın yar…
Ama ben
yüreğimi kimden saklayayım?
Sana kör değilim,
sana sağır değilim,
sana suskun değilim…
Sadece kaderin hükmüne
mahkûm edilmiş bir yolcuyum.
Ve bil ki:
Yasaklandığın her yerde ismin çiçek açıyor,
“unut” dedikleri her adımda seni çağırıyorum,
ben yasaktan değil,
senden yanıyorum.
Şimdi bu şiirin sonuna yaklaşırken
durduramıyorum içimin fırtınasını:
Sen bana yasaksın yar…
Ama ben
yüreğimin hükmünü değiştiremem.
Yar… Kul Ortak der ki:
Ve bütün bu sözlerin,
bu yangının,
bu suskun çığlığın altına
kendi mühürümü bırakıyorum:
KUL ORTAK
Baki OrtakKayıt Tarihi : 6.12.2025 13:43:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!