______seni__________
Kolum bacağım olsaydın
Seni kesip atardım
Ama kalbimi sökemiyorum yerinden
Senin vurduğun hancerlerden sonra
En son darbeyi ben vuracağım en derinden
Bülbüller susacak kederinden
Anlat bize yürüyüşün güzelliğini
koşunun rüzgarını, köpüren yeleyi
toynakların kızgın kıvılcımlarını
Kişneyen bir tayın sevincini anlat
öfkeyi ve sağırındaki mahmuz yarasını
Devamını Oku
koşunun rüzgarını, köpüren yeleyi
toynakların kızgın kıvılcımlarını
Kişneyen bir tayın sevincini anlat
öfkeyi ve sağırındaki mahmuz yarasını
ANLAMAZDIN
-ZEKİ OLSANDA O KADAR ZEKİ DEĞİLSİN
MATEMATİKTE İYİ OLMAN HERŞEYİ KAVRADIĞIN ANLAMINDA DEĞİLDİR
Bir bitişin matemini yazıyor içimdeki harfler...
Kimsenin masalına benden sonra kahraman olma...
Kimse seni ben kadar saramayacak Kadınım..
Gece(m)'e uzanmasın gün ışığı...
Ölmeyi becereceğim bu sefer...
Yaşarken, kahkahalarının tam ortasından vuracağım seni...
Aydınlık gülüşüne eklenecek kara(n)lığım...
Ayazlar isteyeceksin yüreğine, sarılıp donmak için.
O kadar kor olacağım ki, ayazlar isteyeceksin bensiz gecelerinden...
Boğazımda hala düğümler...
Yutkunsam nefessiz kalıyorum, yutkunmasam ölüyorum derdim ya...
Hem nefessizim artık şehrinde hem de ölü...
Parmak aralarında, ellerimin izleri...
Dilinde harflerin faili meçhul cinayeti...
Bir sabah kalkacak, acı bir telaş, belki gördüğün kâbus,
uzanacaksın telefona sanki yeni doğmuş bebeği sımsıkı tutarmış gibi avuçlarında hissetsen de beni,
ben seni duymayacağım...
Bu masal da birinci tekil şahıs olmadı hiç...
Benle hiç karşılaşmadım paragraflarında...
Kadim bir uygarlıktım... Sadece Tanrı'sı olan...
Dönsen dünlerine ne yazar?
İşlemediğim cinayetlere çıkardığın aflarında olmasa, suçlarımın iç acılarının toplamı idam yapıyor!
Hadi durma idam et beni! Bölmeden, çarpmadan, toplamadan, hesapsızca öldür...
Paydalarıma yeni sızılar eklemeden, göm beni siyahına!
Bir aşkın gölgelerinden kaç kez geçebilirsin?
O gölgelerde kaç kez kaybolabilirsin?
Kaç kez gözyaşlarında aynı parmak izlerine rastlayabilirsin?
Kaç kez düşebilirsin yarınsız düşlerden?
Oysa düşebilmek için önce koşmak gerek, ben emeklemeyi bile bilmiyordum,
düşünden kara(n)lığına düşerken...
Yorgunum...
Düşe düşe kan revan oldu dizlerim, bebekliğimde bu kadar acımamıştır canım...
Halsizim...
Cevap ver diye yazmıyorum bunları sana, yüreğimin boşluklarında yankılanıyor çığlıklarım iç duvarlarıma.
Sesimi sadece ben duyuyorum, farkındayım...
Ne kadar harf kalabalığın vardı senin, bana kayıplık düştü, kendimi ararken cümlelerinde...
Kayıbım şimdi yüklemlerinde, öznelerinde, bana dair kurduğun ne varsa hepsinde...
Giden gider, kalandır terk eden, bu sözlerin hepsi yalan! Biten bir şey yok...
Gittikçe sana çıktı yollarım, kaldıkça da yokluğunla vurdun beni...
Ama vardın, hep sendin, hep sendim... Masallar hep aynı bitmez, doğru.
Erkeklerde büyür bir gün...
Gökten üç elma düşmez kimi zaman. Kaç elma bekledin sen?
Bir elmayı bile paylaşamamışken daha biz?
Masal bitti, bu son başka son desem de, parantez içlerinde bitme/di diyorum...
Bit/me kadınım... Yit/me...
Gözlerinin duvarında yazıyor, adım... İndir/me kirpiklerini...
kadınım tatarım kör topalım imlası bozuk noktalarım...
Yutkunamadığım sesli harflerim...
Varlığımı unuttuğum, yokluğunda seni aramaktan...
düşümde ki beyaz...
Düş/me, sokakların kalabalığında kirlen/me...
Sevme hiç kimseyi benim kadar...
Kaybol/ma dilinden anlamayan sevdaların yüklemlerinde...
Dudaklarından bir mermi düştü adının hecelerine, sızı dindi...
Alt tarafı iki heceydin zaten, delik deşik oldu sen'li beş harfim...
Aşk(ım) yamalı değil, delik deşik...
Bir şarkımız da yok, hani aklına gelirsem hatırına düşeceğim...
Azrail’e tebessüm edecek kadar özlemek ölümü, nedir bilir misin sen akılsız kadınım ?
Bir masala başlarken, bir sonu karalamak yürek haritana...
Kırdım kalemimi... Hadi götür kendini satırlarımdan... Hadi git...
Ben senin için yanlış masal(d)ım, sense mızıkçı kahraman/ım...
İçimdeki çocuk öldü... Büyüdüm...
Günün aydın olsun Efsun'suz düş
Sitemlerle dolu güzel bir şiir yüreğinize sağlık dostum
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta