tozlu bir şemsiye durur
çatı katındaki odanın
kuytu bir köşesinde
kumaşındaki eski yağmurların
hüzünlü kokusuyla
anımsar mısın bilmem
Adam yaşama sevinci içinde
Masaya anahtarlarını koydu
Bakır kâseye çiçekleri koydu
Sütünü yumurtasını koydu
Pencereden gelen ışığı koydu
Bisiklet sesini çıkrık sesini
Devamını Oku
Masaya anahtarlarını koydu
Bakır kâseye çiçekleri koydu
Sütünü yumurtasını koydu
Pencereden gelen ışığı koydu
Bisiklet sesini çıkrık sesini




yalın, içtenlikli ve güzel
Size aslında şiirin nasıl olması gerektiğini göstereyim....
tozlu bir şemsiye durur
çatı katındaki odanın kuytu bir köşesinde
kumaşındaki eski yağmurların hüzünlü kokusuyla
anımsar mısın bilmem
yağmurun bardaktan boşanırcasına yağdığı o günü
hani şemsiyeyi iyice çekip başımıza
dudaklarımla hesaplamıştım yüz ölçümünü
nicedir sokağa çıkarmıyorum şemsiyeyi
korkuyorum çünkü
kapısı açık kafesinden uçan bir kanarya gibi
beni ikinci kez terk etmenden
yanıt alamayacağımı bilsem bile
yanına gidip sorarım her gün şemsiyeye
altında elele nasıl görünürdük diye
Şiir normalde bu şekilde dizilidir. Bub aynı zamanda şiirin nasıl okunacağını da göstermektedir...
şimdi normal okunuş dizilişinde bu şiirdeki bir kaç teknik hata daha belirginleşiyor ki özellikle ilk bölümde...
birileri böyle dizmek şart mı diyecek biliyorum... Sadece şunu bilmenizi isterim....
Şiir okunmak için yazılır. Şiir okunduğunda dinleyenlere net olarak ne demek istediğini anlatacak şakilde okunmalıdır....
vurgusu ve tonlaması değişken olsa da değişmeyen şiirin okunduğunda anlamını tam yansıtmasıdır....
Zaman zaman rastlıyorum böylesi garip bölmelerle şiir yazdıklarını sananlara....
cümleleri olmadık yerlerden bölüp bir alt satıra attım mı şiir olduğunu sanan zavallılar epeyce fazla....
oysa okunamayan okunduğunda anlamı olmayan şeye şiir denir mi düşünmezler.....
sunay akını severim temelde...
Ama sunay akın bence gerçek anlamda şair değil.
Ki sunay akın sadece ama sadece bu tarzda yazabilir...
onun ufku bu çizgiden bir gram öteye gitmemekte maalesef..
istese de beceremez....
zoraki sanatçılardan biridir kendisi....
iteleme yani halk ağzıyla çakma şairdir.....
tozlu bir şemsiye durur
çatı katındaki odanın
kuytu bir köşesinde
kumaşındaki eski yağmurların
hüzünlü kokusuyla
anımsar mısın bilmem
yağmurun bardaktan
boşanırcasına yağdığı o günü
hani şemsiyeyi iyice çekip başımıza
dudaklarımla hesaplamıştım
yüz ölçümünü
TOZLU ANILARIN GEÇMİŞİNDE SAKLIDIR GÜZELLİKLERİN GERÇEK MANASI....
KUTLARIM GÜNÜN ŞAİRİNİ ŞİİRİNİ....
anılar hep bizimle. her görüşümüzde nele neler geçer gözümüzün önünden.oldukça yalın.
sorarım her gün şemsiyeye
altında elele
nasıl görünürdük diye
eyvallah şair
saygılar
merhaba öncelikle siz tebrik ederim gerçekten çok güzel bir şiir ki eleştirdiler sizi :-)
sakın üzümeyin derim çünkü meyve veren ağaç taşlanırmış ve inanın bana kedinin ulaşamadığı et her zaman mındar olurmuş kediye.saygılar
şairinin popüleritesinin gölgesinde büyüyen bir şiir...şair adını kapatıp okursanız bu sitede bunlardan yüzlercesi var.kimi pohpohluyorsunuz ki?
Slm.kutlayanlarin yaninda,tenkit edenlerde var.Ne deyim.Meyveli agac taslanir.Tebrikkler......
Temiz ve orijinal yazıyor Sunay Akın. Sanatsal anlamda yaratıcı ve özgün bir şair. Bu hususlar, her sanatçıda olması gereken temel özelliklerdir.
Şiirde anlatılan bazı duygu ve düşünceler simgelerden, zor imgeleden, yaldızlı buluşlardan, süslü benzetmelerden kaçınılarak yalın biçimde dillendirilir. Böyle şiirlerde aslolan, kahramanlaştırılmış vizyonu olan dizeler değil duygunun sihridir. Şiirsel misyonu yoğun dizeleri bile yan yana sıralalıp 'düz yazı bu' diye tanı koyarak bilerek gönülsel algı yoksunluğuna dalabilirsiniz. Çünkü şiiri basit görme konusunda koşullanmışınızdır.
Eski bir şemsiyeye yüklenen aşkın anıları daha nasıl anlatılırdı, buyrun deneyin zor yöntemler bularak.
Yağmurlu günlerde birbirini seven iki kişinin sığındığı bir şemsiye vardı. Ya da günün birinde bir şemsiye vardı, birbirini seven ikiyi kişiyi yağmurlardan koruyan, sevgilerine tanık olan.
Yağmurlu günlerde kimseler görmesin diye altında öpüşülen.
Sonra terkedilen sevgili. Ve o şemsiye çatı katında eski yağmurların hüzünlü kokusuyla kuytu bir köşeye bırakılıyor. Cansın nesnelere bile duygu yükleminin büyük hüneri bu. o şemsiye en büyük hatıra olarak saklanılıyor, sokağa bile çıkarılmıyor. Belki kaybolacak terkedilen kendini ikinci kez terkedilmiş kabul edecek.
Vurgusu: Şemsiye ile dertleşme. Biz birbirimizi severken nasıl görünürdük altında?
Büyük duyguların yalın dizelerle etkili ve güzel şiiriydi.
Akan sular her zaman gümbürdeyerek değiy bazen usul usul akarlar ve aynı debidedirler, aynı miktar suyu taşırlar.
Bu şiir ile ilgili 58 tane yorum bulunmakta