Çarçur edildi,
Benden kelimeler istiyorlar,
ucuz bir zemheri gece karşılığında gitti.
Kesildi,
Beni soracak olursan
Ayva mevsiminde döndüm
Göç bavuluna kanatlar sıkıştırdım
Zamanla mekânım uyuşmadı barışamadık
Tesellilerimi yan ceplerime sıkıştırdım
Sen de ölümün tesellisini ver bana
Gözlerimi kapatıp hayalimdeki yere rücû etmeliyim.
Ağırlığını taşıyamayan bulutlarım ah, bulutlarım…
Beni memleket memleket gezdiren hayallerimi
içinde gasp edenim.
Öyle soluksuz kaldı ki içim;
bir şerbete bile dilenebilirim.
Dudaklarımın kuruluğu hatıralardandır, bilirim.
İçimdeki kuş uçmuyor ne zamandır.
Rüyalarıma da göğüs gererim.
Soluklar tükenirken uçmak nasıl devam ediyor
Girdap kendine çekiyor
İçeride olma hali yuva beklentisini kandırıyor
Bedenindeki ateş elbet büyüyor
Ve girdapla ateşi buluşuyor
O artık yangın yeri
Nefeslerimi geri ver
Soluksuzluğuma şahitçi gecelerim var
Viran olmuşluğuma hayret ediyorlar
Boşluk titriyor
Alabildiğine gökyüzü arka sokaklar
Aşk olsun koklayabilene
Şiir ruhumu çekip çıkaran ve masaya yatıran bir doktor adeta
Teker teker sorgulatıyor düşüncelerimi
Yokuşlara da izin veriyor çukurlara da
Yargısız alaysız bir sohbet bu
Derman bulmak dediğimiz tam da
Ben çok yokuş çıktım ve çok çukura girdim onunla
Gıcırtasıyla kapımı açıp, nefesini yeni almış gökyüzüne yönelttim suratımı.
Nefes öylesini yakıcı, yanıcı ve söndürücü nasıl olabilir?
Tadı damağımda, sobamda çıtırdamış kestanemin,
Ellerimde yanığı.
Bana zaten yetti çıtırdası.
Çünkü bilirim ki bazı sesler yaşamı hatırlatır, hala yaşadığımı…
Taşan sütün geride bıraktığıdır manzaram
Dumanı tütüyor beyazının
taşması güç görüntüsü sanat
Tepenin ardına taşmaya cesaretleniyorum
Yalnızlığın sesi çınlıyor başımda durmadan
Ellerimi tutuşumdur yansıması




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!