Şekiller Şiiri - Cahit Zarifoğlu

Cahit Zarifoğlu
150

ŞİİR


1329

TAKİPÇİ

Şekiller

karanlık basmadan ovalarıma
kainatın duru illetsiz aydınlıkları
katılaşırken çocuk ruhlarında
karanlık basmadan kararmadan taşıtlar

et kemik taşıtı tam da
mayalanmış yüreğimin hamuru
ve ne yakıp kavuran
yaklaştırmayan kalıplara
hiçbir daraban olmadan
ziynetli topraklara da
yanardağ akıntısı yer cazibesine mermut akan lav
katiyeti heybetiyle
akıp
dağ'la terbiyeli bir insan eli olan elinle şekillenmeye hazırken
NEREDE BULABİLSEM SENİ
yetişip dizüstü düşebilsem eteklerine

karanlık basmadan
dünyayı kapatan karanlık
elimizde kılınç
ben ince işler ustası musa
kardeşim ya ki heybem
değişince kubbeli evim
girdabım -
tövbem
kapımın önünde akan ırmak
en zengin denizcisi incilerin -
uzak şarklara yollanan elçilerin

kelimeler
okyanusla yarenliğe dalıp
çoluk çocuğu unutacak kadar bol ve bereketli
binlerce yılçün kurulmuş
bir zemberek içimizde
ağzımıza boşalttı onca sözden
birinin heybeti ve lezzetinden
damağımız çatlamakta

ya ani karanlık
'inanana rahmet
inaçsıza esef' olan

(hiçistanda
bir rüzgar belirmiş
kulağımıza gelir
bir ey muhalif rüzgar ki oyropeiş örneği
hafifçe terli bedenin krondeli
göz dikmiş duyduk ki
meni yataklarına bile)

/japonya büyür büyür bir gün
toprağını denize yayarak
peygamber sözüne ordan hizmet olur/

kucak açanlar kadar geniş istekli
göçüp gelenler kadar hafif
az'la doyan yük olmadan

ve başlar
kimin yüreği daha yüce yarışı

musa kardeşim ağlamaktan mı
okumaktan mı az uyumaktan mı
kan gölü gözlerin

her an karanlığını giyinecek gibisin
ne kadar uzun sürüyor
ta içinden gözlerine gelmesi dikkatin

karnın ne kadar küçük ve içerde
ince belin
fazla kabarık değil kemiklerinden etlerin
biliyorum ancak sen
bu kadar yetindikçe ve ekmeği
böyle mübarek tuttukça
doyar karnı çinin hindistanın amerikanın
sen olabilirsin çaresi

su içinde
susuzluk hissinden ölen kimselerin

musa kardeşim haya'dan mı
boyuna posuna güzelliğine rağmen
hafifçe kıvrık omuzların
hafifçe eğik başın
hele terazi tutuşun
zarif
sapasağlam
ve artık
en insansız çölde
tek başına kalsa bile
eğilmezken adalen bile
yine de
bir nebzesini tutsa yüreğindeki tartarkenki dikkatin
ikiye yarılır bir su aygırı

ve çocuklar tuz yalarken çocuk avuçlarından
NEREDE BULABİLSEM SENİ
baba bıçağını ağır ağır çekerken
YETİŞİP
ana dalgın ve su dibinde yürür gibi
DİZÜSTÜ DÜŞSEM ETEKLERİNE

ana dalgın ve su dibinde yürür gibi
üzüm tiyekleri ceylan dolu etekleri

1

çocuklar
kurtulamazlar yanaklarına konan yaradan
olmadık anda bırakılırlar
sonra
nice sonra
hatta bazen karanlıklarına uzanırken kadar sonra
üzerinde gözyaşı izleri
senelerin izleri ile yol yol kalmış yanakları
mahzun yayılır
ancak görünür güzel dişleri

ve 'kuşlar da kaderle uçar'

Cahit Zarifoğlu
Kayıt Tarihi : 12.12.2011 22:09:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Kebelekara Hiç Kimse
    Kebelekara Hiç Kimse

    Sana ezberden yazıyorum bu gece Rimbaud
    Ayçiçek tarlalarını sinekler basmaya görsün

    Taç yaprakları en makbül yeridir filizkıran fırtınasının
    Çitlenen ovalar kadar çoktur özgürlükler mezarlıklarda

    Kim der aşkın açlığı susuzluktan beter arsızlıklarda
    Aniden bir rüzgar eser hiç beklenmezsin oysa sazlıklarda

    Sana ezberden yazmıyorum bu gece Rimbaud
    Udun sesine kanma yanık yanık yayılır ovaya adını anma

    Su içtim de.! kanma.! karışmış saçlardan yazıyorum
    Bir geyiğin bir geyiğe baktığı yerden su kenarlarından

    Şu uğultusu ovaya yayılan yerden daha çok olunan şiirlerden
    Rüzgarın kalbinden dinmeyen buffalo uğultusundan Rimbaud

    Sana buralardan yazıyorum terkedilmemiş şehirlerden







    kebelekara

    Cevap Yaz
  • Feyzi Kanra
    Feyzi Kanra

    Benim o yazım sizin bir dakika önceki cevabınızı okumadan yazılmıştır.Zira o yorumu7nuzu bir dakika içinde okuyup aynı dakika içinde o yazıyı benim yazmam mümkün (olanaklı :) ..! değildir vesselam.

    Cevap Yaz
  • Feyzi Kanra
    Feyzi Kanra

    Onlar kendilerini bilir Orhan kardeş sen hiç merak etme.

    Cevap Yaz
  • Nazır Çiftçi
    Nazır Çiftçi

    Şiir yazarına göre özgün şiirdir.Et kemik taşıtı olarak inanları görmesi de doğal.İşte o taşıtlara hiç mi hiç şekil veremedik. Tanrı'nın en mükemmelvarlıklarını bile bozanlar, eziyet edenler,birbirlerini kumandalı eşyalar gibi kullananlar oldu olmakta. mayalanan yürek hamuru ile şekiller verilmeye çalışıldı çalışılmakta.Yazar belkibu düzeni düşünmüştür. O zamanla bu zaman arasında ne değişti ki şekiller oluşsun.Güzeldidoğrusu.Saygılarımla.

    Cevap Yaz
  • Feyzi Kanra
    Feyzi Kanra

    Orhan kardeş sözüm meclisten dışarı.Aşağıdaki yazımın hedefi siz değilsiniz zira hatlar karışık yanlış anlaşılmasın diye bu notu düşmek vacip oldu.Siz samimi lalarak araştırıyorsunuz eminim.Selam.

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (21)

Cahit Zarifoğlu