Bu şehir, her köşesi bir veda olan eski bir fotoğraf albümü. Otobüs camlarında akıp giden ışıklar, hiçbir yere ait olmayan hızlandırılmış anılar. Her kaldırım taşı, aceleci bir ayak iziyle mühürlenmiş. Geceleri, caddelerdeki fısıltılar yükseliyor: "Unutma." diyor bir elektrik direği; "Yetiş." diyor bir tren düdüğü. Biz hep birilerine yetişmeye çalışırken, aslında kendi ismimizi kaybettik. Şimdi, kalabalığın ortasında durup, yüzümü rüzgâra veriyorum. Rüzgâr, binlerce farklı hayatın karmakarışık romanını okuyor üzerimden. Şehrin nabzı, benim göğüs kafesimde atıyor sanıyordum, oysa ben sadece o büyük ritmin içinde titreşen küçük bir aksaklıktım.
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları
Devamını Oku
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta