Ocak ayı kar yağmış dona çekmişti hava… Yollar buz ayaklar tutmaz olmuştu… Evlerin önü boştu, sokağın bir başından bir başına, bir köpek ve birkaç kırıntı toplayan kuştan başka kimseler görünmüyordu.
Hâlbuki köy odalarında ve evlerinde yapılan çekilen pişmaniye, patlatılan mısır ile kestane ve oynanan yüzük oyunları ile sıcak soba eşliğinde sohbetlerin tadına doyulmayan bu aylar bir başka güzeldi…
Eskilerin tabiriyle “Kapı kar içeri dar.” ne güzel ne anlamlı bir sözdü.
Şimdilerde ise şehir hayatının, hayatımıza çilekeşliği eklenince insanların televizyon, telefonla birlikte makineleşmesi, soğuk bir eda ile her gün aynı şeyleri yaşamanın verdiği bıkkınlık… Ruh halimiz bozuyor…
İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.
Devamını Oku
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta