Sıbt-ı Ekber’sin ey şah, nûr-u ayn-ı Mustafa,
Seninle buldu alem, bir yüce ahd-i vefa.
Ümmet-i Muhammed’e kıyamadın ey Sultan,
Sulh yolunda feda oldu, o mübarek tatlı can.
Zehr-i kâtil sundular, o nurlu kadehine,
Ateşler düştü birden, o mübarek tenine.
Ciğerin parça parça, döküldü mü derûna?
Kurban olayım senin, o sarsılmaz sabrına.
Müctebâ’sın, seçildin o çileli yollara,
Bıraktın bu dünyayı, o vefasız kullara.
İçten içe yanarken, "Rabbim" dedin sustun sen,
Zalimlerin elinden, sessizce küsüp gittin sen.
Nâle-i hüzün sardı, Medine’nin her yanın,
Sarsıldı arş-ı a’lâ, dökülürken o kanın.
Cennet-ül Bakî şimdi, sana nurlu bir durak,
Biz kaldık bu dünyada, senden ve nurdan ırak.
Ey şerifler sultanı, ey mazlum-u müstakîm,
Senin halin şahiddir, bilir o Rabb-i Rahim.
Efendimiz’in gülü, ey Hasan-ı Müctebâ,
Sana selamlar olsun, ey ruh-u pür-safâ.
Gökhan Öztürk
Gökhan Öztürk 3Kayıt Tarihi : 6.2.2026 00:12:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Şiirde Geçen Bazı Kelimeler: Sıbt-ı Ekber: En büyük torun (Hz. Hasan). Nûr-u ayn-ı Mustafa: Mustafa'nın (s.a.v.) gözünün nuru. Zehr-i kâtil: Öldürücü zehir. Müctebâ: Seçilmiş, seçkin. Nâle-i hüzün: Hüzünlü inleyiş. Ruh-u pür-safâ: Tertemiz, saf ruh.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!