Sabah dokuz çıkış akşam üçtü
Çanta ağır sırtımıza yüktü
Bedenler sıralara küçüktü
Kalem parmağımıza büyüktü
Ürkek kuş gibi atar kalbimiz
Bu vatan topraklarında ayağını özgürce gezdirebilmektir, Ölümsüzlük...
Bi solukluk dinlenmektir, bilmediğin bir ağacın altında çömelerek,
o ağaca tüneyen kuşların sesini duymaktır,
Ölümsüzlük... Çocuğunu sevebilmek,
Eşine dokunabilmek,
Sevdana verdiğin bir dal güldür,
Gecenin bir vakti
başını kaldırıp
yıldızların ışık gösterisini
Toprağı avuçlayıp
parmaklarının arasından süzülüşünü
Bir dal fidan dikip sulayıp büyümesini
Neçe baharlar geçti
Betonların arasında
Görmeyeli bir bahar ayının sabahında
Güneşin kızıl doğumunu
Erik ağacının çiçek açmasını
Papatyaların baş kaldırışlarını
Bir yol üzerinde
Ayaklarım birbirini takip ederken
Ne bir işaret ne bir iz
Yol nereye
Ben oraya
Sorsam birine kimseler yok
Yeniden doğmuşcasına,
Dersliğin topal masasında...
Yeni açılmış, defterin kokusuyla...
Hecelemeye başlarken alfabeyi
Her sayfasında
Yeni bir kapı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!