Atarlar, tutarlar arkalarından;
Düşlerde kaparlar yakalarından…
Yalanlar taşmakta paçalarından;
Yürekler yanmakta; siyaset bu mu…
Asarlar, keserler birbirlerini;
Bol yıldızlı, çok sıfatlı, gold, vip, entel arkadaşım;
Çal sazını, sal lafını, koy tavrını şaklabanım…
Yıldız senin, aysa benim olsa, daha ne isterim?
Sıfatlarla hüzün yitmez, hüzne de hep şükrederim.
Göbeğini, omuzunu açmazsan çok ayıp olur
Pislik modaya uymazsan senin için kayıp olur
İlle kendini göster ki şunu bunu kandırasın
Ahlak kavramını aş ki sözde çağdaş sandırasın
Sepetteki çürük meyvelere bak;
Ayıkla onları, zarar verirler.
Aksi halde bir mum al, derdine yak;
Yakmazsan sana da bir gün gelirler.
Elma da, armut ta birer meyvedir;
Ne sitem ederim, ne de ararım;
Kendime yeterim, budur kararım.
Selâm da beklemem, haddini bilsin;
‘Dost’ diye yazdığı defterden silsin...
Yaşımla, başımla hep saygı duydum;
Yorum yapmasak da okumalıyız;
Mantığımızı sık dokumalıyız.
Okumaktan zarar görenler mi var;
Yoksa okuyana bu dünya mı dar?
Dost olmak gerekmez okumak için;
Edebî, edepli hem de keyifli
Çalışmalarımız yüzü ağartır;
Hele küfür yüklü hem de kibirli
Olanın selâmı bile alçaltır!
Adam kıtlığında adam olmadım;
Potansiyel suçlu imiş her insan;
Ne zaman tanırmış, suç, ne de mekân!
Yaşın başın pek de önemi yokmuş;
Suç ve suçlularla dünyamız kokmuş!
Miş, mış, müş, muş ile suçlu aranmaz;
Huzuru kalbinde, ruhunda ara;
Ara ki bulasın, mutlu olasın!
Çarşıda pazarda kara mı kara;
Hanende ara ki saç yolmayasın!
Sokaklar bin türlü kötülük dolu;
Ya kavun, ya kelek yedirir felek!
Kimi zevkten uçar, sanki kelebek;
Kimi dertten göçer çile çekerek;
Dünyânın hâli bu, katlanman gerek...
Bir nokta, bir virgül bile değilsin!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!