Bol yıldızlı, çok sıfatlı, gold, vip, entel arkadaşım;
Çal sazını, sal lafını, koy tavrını şaklabanım…
Yıldız senin, aysa benim olsa, daha ne isterim?
Sıfatlarla hüzün yitmez, hüzne de hep şükrederim.
Günü olmaz sevmenin, sevilmenin, sevginin;
Yorulmaz yürekleri pınardan içenlerin!
Karşılık bulmasa da güzelim dizelerin
Her zaman değerlidir saygın, sevgin ve ilgin.
Güne sığmaz boyutu ve süreci sevginin;
Atarlar, tutarlar arkalarından;
Düşlerde kaparlar yakalarından…
Yalanlar taşmakta paçalarından;
Yürekler yanmakta; siyaset bu mu…
Asarlar, keserler birbirlerini;
Sepetteki çürük meyvelere bak;
Ayıkla onları, zarar verirler.
Aksi halde bir mum al, derdine yak;
Yakmazsan sana da bir gün gelirler.
Elma da, armut ta birer meyvedir;
Ne sitem ederim, ne de ararım;
Kendime yeterim, budur kararım.
Selâm da beklemem, haddini bilsin;
‘Dost’ diye yazdığı defterden silsin...
Yaşımla, başımla hep saygı duydum;
Yorum yapmasak da okumalıyız;
Mantığımızı sık dokumalıyız.
Okumaktan zarar görenler mi var;
Yoksa okuyana bu dünya mı dar?
Dost olmak gerekmez okumak için;
Edebî, edepli hem de keyifli
Çalışmalarımız yüzü ağartır;
Hele küfür yüklü hem de kibirli
Olanın selâmı bile alçaltır!
Adam kıtlığında adam olmadım;
Potansiyel suçlu imiş her insan;
Ne zaman tanırmış, suç, ne de mekân!
Yaşın başın pek de önemi yokmuş;
Suç ve suçlularla dünyamız kokmuş!
Miş, mış, müş, muş ile suçlu aranmaz;
Huzuru kalbinde, ruhunda ara;
Ara ki bulasın, mutlu olasın!
Çarşıda pazarda kara mı kara;
Hanende ara ki saç yolmayasın!
Sokaklar bin türlü kötülük dolu;
Ya kavun, ya kelek yedirir felek!
Kimi zevkten uçar, sanki kelebek;
Kimi dertten göçer çile çekerek;
Dünyânın hâli bu, katlanman gerek...
Bir nokta, bir virgül bile değilsin!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!