A.
Meyve, baharat ve kuruyemişlerin karışımı
Var Celalettin-i Rumi tatlısında.
Un da yok, şeker de …
Büyük kazanda bir macun ezmişti,
Dedelerin dedesi, Dede Korkut, Mercan bebe;
Kundak bezlerinden düştü, sıyrıldı,
Hemen emekledi, o ormanın en için(d) e,
Semasında ceylanların bambi uçuştuğu …
Mevlevi tatlısında mesir’den Manisa;
Kuruyemişler, baharat ve meyve’den toplama.
İçinde yok üç beyaz zararlı: Çiçek Cemil’leri
Unakıtmak da alttaki de ve vesaire,
Mezar taşındaki mermer pakça Binali Erboğdu. –
Hepsi de mi birbirinden zararlı olmalı?
Ama evet, macunda ne un var, tuz ne de,
Şeker de yok, üç beyaz zararlı ılıman yok.
Alp doruklarında (ise) Heidi, koşar da koşar.
Oynamayı sever, çünkü yıldızlarda dans eder.
Enerjiyi meyve çekirdeklerinden alır.
Mutlu olur, uçurtma uçurur.
… bulutlarda yeryüzünü, uçan halıyla gibi
Dolaşan Heidi; Peter’le raks tuttu;
Bazenleri Clara’yı çok özlüyor,
Onu sağlığına kavuşturmayı arzu ediyor.
Şimdi ise yemek vakti geldi,
Orman evi kulübesine, dedesine gitti.
B.
Şeb-i Arus Düğün Gecesi, Come as you are.
Ebru sanatı 9. yy’da, Champ Elysees;
Suya boyalar katıyorlar, sonra kağıdı ona sürüp çekiyorlar.
Önceden boyayı oraya, buraya sündürmüşlerdi
Ellerindeki fırçalarla, en son izleyicilere gösterdiler.
Çinicilik, maden ve topraklardan elde edilen,
Tamamen natürel boyalardan, tabi at aynı.
Karagöz ve Hacicavcav da vardı, hatta folklör
Ve çömlekçilik; Ankara Kız Olgunlaşma Enstitüsü
Tarafından sunuldu Osmanlı kadim kıyafetleri.
Ve ileri geri yılmayan, ‘sağa sola dönüş
Kafalardan’ da sunulan halka, Mehteran Bölüğü.
Yılbaşı geliyor, tv’de hepsi işte bunlar;
Chicago’daki her sene bir dev çam ağacının
Gölgelendirildiği eteklendirilmiş taş kaldırımda.
Kimi zaman insanlar için oturaklar varmış orda,
Ankara Atatürk Bulvarı’nın az Sıhhiye’ye dönük kısmı (gibi
C.
İçi boş olan ney’den doğru ney taksimi,
İnsan nefesinde, sıhhatinde can buldu.
İnsan-ı kamil (koç) , insan var için evrimini tamamlamak.
Tohum çekirdeği, atom ve onun çekirdeği;
İçi dolu, boş ise iç’in çevresi.
İnsan bu koşullar altında kolay sanabilesi
Ki, “ben yalnızım”; halbuki çevreye yapışmış bir dış
Çevre daha var ki, gayet hoş.
Nefs demek, bencillik arındırılmışlığı olmalıdır.
Artık, şiddet hiç bilmiyor, dilek edilen;
3. aşama’da, İnsan-ı Kamil.
Dönen’ce ee yıldızların o iç patlayışlarına
Sessiz denk düşendir işte –ney- o …
Ve insan bu şey ile kendini tümlediğinde;
Mostar köprüler kurar da, gönüller arası.
Mevleviler, iç tam tur attı; üç bilgi
İle uğursuzluğu ruhun ile aydınlattı yaşayarak.
Mevlana, edile rivayet mişli geçmiş;
Düşende kalkınıp da, yönünü kaybedip
Konya Kuyumcular Çarşısı önü …
: Bir an sürdü Miraca varışı.
Cennet’e çakıl çıkmak böyle bir şey hep olmalıdır.
İnsanı sevmiş, şen şakrak nurlarından ötürü.
Görüp de çevrenin dışındaki bir başkaca sınırlayanı
Ve gördüğünü, işte bu çeperi, içten aydınlatarak;
Üstelik kibri de yenerek,
İşte böyle aşar evreni semazen!
Bedeniyle tümlenen her yolculuk, Tanrı’yı gülümsetir.
Ve güneşler doğar gene, gene, her sabah ve sabah! ! ...
Şafaklar müjdecisidir bunun.
Altı gündüz yağan sıkı fıkı,
yerde tutmuş daha havada düşmüş,
tomruk kar yığını, ah aşk! !
İşte bu şafaklarda, kumsalda;
Dönen her, hem kendi etrafında,
Hem de başka bir vüc’dun …
Aynen, Arz Güneş etrafı,
Kendi çekirdeğine hem de spin’de.
Bazı bencillikleri, hep yozlukları aşmış;
İç eriyik, çevrenin onu kuşatmış çevresinde …
Ama iç benli, dış’tan kuşatmış görünse de.
Güneş etrafı da, dönmeyi kendine yedirebilmiş.
Coleridge böyle (eğer) olmasa (idi) ,
(Asla) bir an(da) çıkamazdı
Toz ve (gerçek) çiçek tozu göklere!
Aynen Atamız gibi, Mevlana, Einstein, TRT.
Hazret buyurur ki; evrim, vardır.
Ve bu, geçen her anımızdadır;
İnsan mükemmele henüz ulaşmamıştır.
En anlamlıdır; “Ham’dım; piştim, yandım.” *
’84-’92 tıpkı Arı Lisesi özl. Ortaokla ranza sevinci,
Ve ard Bilişkent, 9 içinde son 2 harici sene
acı deneyimi; saat kurmamıştır.
Yine de, zaman(,) planlamayı öğrenmiştir;
Peki günü gününe mi, o kuşku götürür :)
O kozmik yumurta’dan burayı;
Zaman nehrinin ardını mı görmüştü,
Rumi; kendisini, kendisindeyken aslından geçerek …
Çünkü bizler, cephelerdeyiz;
Orta Çağ’larda dünya boğa-boynuzlarda.
Yeryüzü zamansız böyle,
Ama yumurtadan (eğer) gördü ise bir mekan
(Olarak) yaşadığımız şu nadide bilyeyi;
Konum ve an, eşlendi demek(tir)
Ve işte, böylece, boynuzlarda değil artık.
*Mevlana’dan alıntı
18.12.’05 Pzr
Kayıt Tarihi : 18.12.2005 06:34:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

;)p
öptüm Muammer abi. çok sağol,
nacizane..
TÜM YORUMLAR (2)