Tarih 15 Mart 2008 cumartesi
Hoş bir rüyayla uyandım. Her zamanki gibi, dünü hatırlayamıyordum, biraz düşündüm... Aklıma ilk gelen oydu, dünümdeki derin yara izlerini tamamen kapattığına inanmıştım...Güneş öyle acımasız ki kış ayında olduğumuzu unutmuş gibi. Rüzgar öyle durgun ki, sanki onun sözünü dinliyor. Sözlerin bittiği anlardan biri... Onun ağzından çıkacak olan o kelimeyi işitmeyi o kadar çok istedim ki, o kelime için ölebilirdim. Ama bir görseniz ne kadar acizdim,onu deliler gibi sevmiştim,ama ''hayır olmaz '' dediği anda gözyaşlarımın gram etmeyecek yaşlarını tonlarca yükleri yüklenmiş gibi salıverecektim. Ben onun merhametinden değil sevgisinden tatmak istedim, ellerini tutup '' seni seviyorum '' diyebilmek istedim. ama o kadar sakindi ki, bilmiyorum belki de heycanlı söleyemedi... 4 harfli eveti
Tarih 16 Mart 2008 pazar
Bugün rûyamda onu gördüm, bulutların üstünde,acıya giden en yüksek yolda kayboluyoruz. Kaybolmaktan mutlu gibiyiz, çünkü bir tek o ve ben varız. ama bir tek o süslüyor gökyüzünü, bir tek o bakınca yollarımıza yol ekliyor bulutlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta