Sazım Sevdiğimi Dedi

Dünya Yükünün Hamalı
1143

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Sazım Sevdiğimi Dedi

Nihal'in Sesiyle Âşık Üslubu

Mistik Bir Yeniden Doğuş

I

Sazımın Telinde Nihal

Bir sabah yıldızlar inerken göğün mavi koynuna,
Sazımın telleri titrer Nihal'in nefesinde.
Elif gibi doğrulur gönül Hakk'ın huzuruna,
Bir âh çeker, yanar iki cihan arasında.

Gâh bir çöl serabıyım, susuz kalmış dudaklarda,
Gâh bir ateş halkasıyım sema dönen dervişte.
Aşk denen o gizli derya bu toprak damlalarda,
Nihal diye çağırır beni her an bir şişede.

Dağlar ki başın almış göğe, ben başımı alıp dağlara,
Söylerim yârin adını kaya diplerinde gizlice.
Bir kumru düşer dalımdan yârin ince damlara,
Ben yine türkü söylerim bu viran gecede.

II

Vuslatın Kapısı

Kapıyı arala Nihal, bir incecik sızı olsun,
Kıyısından öpeyim gözlerinin mavi atlasını.
Dudağında gizlenen o eski Türkçe yazı olsun,
Çözeyim satır satır Leyla'sını, Mecnun'unu.

Gel, bağrıma basayım bu yangın gecesinde,
Terk ettiğin boşluğu doldursun nefesin.
Bir şiir fısılda kulaklarıma sessizce,
İnlesin sazım, inlesin bu kutsal hevesin.

Ay doğar, kanatlanır kuşlar Nihal'in avuçlarından,
Bir ateş düşer yüreğime, yakar beni kül eyler.
Seni ararım yâr, her dem bu yolculuklardan,
Gönlümü bir katre aşk, bin bir çile eyler.

III

Miraç

Her gece bir miraçtır Nihal'in adı anılınca,
Yedi kat gök yarılıp da nur yağar toprağıma.
Ben bir âşık-ı biçare, düştüm bu yollara ince ince,
Bir selamın yeter bana, gelsem de sağ selamına.

Sazım ki dilidir gönlümün, söyler Nihal'i gizlice,
Her telinde bir yâr adı, her perdesinde bir yara.
Döndüm ben de semaha, döndüm bu aşk gecesinde,
Döndükçe yandım, yandıkça döndüm o nazlı yâre.

Bağlamanın göğsünde bir sıcaklık, bir ter,
Parmaklarımın izi kalmış tellerin üstünde.
Nihal'in gözleri gördü beni, gördü de n'oldu beter,
Bir ateş düştü sineme, yanarım bu düşünce.

IV

Sır

Gizli bir dil konuşuruz Nihal'le geceleri,
Anlamaz bu lisanı ne kuşlar ne de bülbüller.
Bir incecik sırdır bu, döner durur heceleri,
Yârin dudağından damlar, kalbime ince ince inler.

Ay doğar, yıldızlar sıralanır, ben sazım alırım,
Bir türkü yakışır bu geceye, Nihal adına.
Dertli'yim, yaralıyım, lâkin ölü değilim,
Bir can taşırım içimde, vurur yârin yâdına.

Gönül ki bir kuş, uçup gitmiş Nihal'in saçlarına,
Konmuş bir telin ucuna, sallanır durur.
Ben durup seyrederim bu âlemi, iki cihan arasında,
Yârin gölgesi düşer suya, su dile gelir, çağlar durur.

V

Nihal'e Nida

Ey Nihal! Gönül telimde titreşen son seda,
Gözlerin bir çift âyine, gösterir Hakk'ı bana.
Dokunma zamanı geldi, geçti artık veda,
Bir katre aşkından öldüm, dirildim bin kere sana.

Dağlar ki başı dumanlı, ben de öyle dumanlıyım,
Bir rüzgâr eser Nihal'den, ben ona talibim.
Şu viran gönül hanende, sazım inler, ben figan ederim,
Sen bir nida, bir gizli ses, ben âşık-ı biçareyim.

Aç koynunu, al beni bu mestane gecede,
Yıldızlar dökülsün üstümüze, ay şahit olsun.
Bir dervişim, dönerim aşkınla bu halvethanede,
Sazım Nihal desin, gönlüm Nihal'de kalsın.

Nihal

Her dörtlük bir âh, her mısra bir yara...
Sazımın telinde can bulan bu sözler,
Yârin adına yazıldı, yâr adına söylendi.
Âşık olan bilir, aşk olan bilir,
Geriye kalan sadece bir Nihal, bir de ben...

Dünya Yükünün Hamalı
Kayıt Tarihi : 20.2.2026 19:31:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!